takımın adını da, bazı yörelerde, ‘Uzun ’ denilmektedir. Gerek donam gerekse kullanma şekli, yeldirmelerin aynı olduğu için, bilhassa değinmek istedik.

&;

Diğer taraftan, bu takımın donam çalışmaları, çok zor ve hayli marifet isteyen bir beceriyi gerektirmesine rağmen, avındaki bereket sebebile, değinmeden geçemedik.

 

 

4.14.1.LÜFER YELDİRMESİNİN (UZUN OLTASININ DONATILMASI)

 

 

Elemanları:

 

1.Olta iğnesi,

 

2.Beden,

 

3.Çelik veya bakır tel,

 

4Fırıldak,

 

5.Şamandıra,

 

6.Kıstırma,

 

7.Olta ,

 

8..

 

 

1.OLTA İĞNESİ

 

Bu takımda kullanılacak olta iğnesinin, bir dereceye kadar uzun saplı olmasına dikkat edilir. Bu sebeble seçilecek iğne kaliteleri, 1250-1251 olarak belirir. İlk günlerde, yami, ağustosun yirmisinden sonraki günlerde 1no., Eylül ve sonraki günler için ise sırasıle,1/0, 2/0, 3/0 olarak seçilmelidir. Çünkü, Ağustosun yirmisinden sonra görülen koruk lüferi, henüz iri değildir. Bu bakımdan, iri iğne kullanılmasını gerektirmez. Yukarıda değindiğimiz kalitelerin bir numarası başlangıç için en geçerli iğnedir.

 

Lüfer yeldirmesinin iğneleri, bedenlere bağlamanın iki yolu vardır. Birincisi, (Şekil 8-10) de gösterilen, iğne düğümü uygulaması, ikincisi de, ibrişim sarmasıdır. Düğüm uygulamsı, diğer takımlarda kullanılan bağlama şeklinin aynıdır. Yalnız, burada düğümden artan ve iğne sapı üzerinde görülen beden ucu nun biraz mesafeli olarak kesilmesi gerekir. Örneğin çökermelerde, düğümden kalan bedenin kısa ucuna,1.5-2.0 mm.lik bir boyut veriliyorsa, bu takımada, 2.5-3.0 mm.lik bir uzunluk vermemek lazımdır. Bu fazlalığa, bakır telin beden üzerine sarılması uygyulamasında, çok faydası görülecekdir.

 

İbrişim uygulaması için ise, düğüm sadecbedenin, iğne bağlanacak ucuna, üç sarımlı olarak vurulurve pense yardımı ile de iyice sıkıştırılır. Bundan sonra bedenin düğümlü ucundan sarkan fazla naylon, gene düğümden, 2.5-3.0 mm. kadar uzağından kesilir.

 

Bu şekilde ucuna köstek başı düğümü  vurulan bedenin düğümlü ucu, iğne sapı üzerine yatırılır. Bedenin düğümlü ucu, iğne palasının arkasında kalacak ve düğüm ile iğne palasıarasındaki2.0 mm.lik mesafe ibrişim ile ve kazık bağı vurulmak suretile doldurulacakdır. Böylece düğümlü uç, iğne sapı üzerine yatırıldığı zaman, düğüm ile iğne palası arasındaki boyut 2.0 mm. olarak belirlenmiş olur. Bu mesafe, kazık bağı vurulmak suretile, ibrişimle dolduruldukdan sonra, bedeni kuvvetle çekip, sarımın sıkışarak, iğne palası dibine oturması sağlanır.

 

Bu şekilde iğnesi bağlanan beden, diğer işlemlerin uygulanabilmesi için, bir kenara bırakılır.

 

 

            2.BEDEN

 

 

Bu takımda kullanılacak bedenin uzunluğu, 50-60 cm.yi geçmez. Kalınlığı ise, 0.30-0.35 mm.dir. 50-60 cm. olarak boyutlandırılan beden, kasa gözü oluşturulmasından sonra, 40-50 cm. uzunluğuna düşer ki , normaldir.

 

 

3.ÇELİK VEYA BAKIR TEL

 

 

Lüfer grubu balıkların, olta bedenlerini, gayet kolaylıkla kesip koparabildikleri bililnmekte olduğundan, lüfer avlamak amacı ile donatılan bir takımda akla gelen şeyin, bedende çelik tel kullanılması olur. Halbuki, çelik tellerin takma sokulması, sağlamlık ve güvence yerine, daha geniş, kırılma ve kopmalara sebebiyet verir. Çünkü, çelik teller, gerek iğnelere, ve gerekse, bedenlere, ne türlü uygulama ile bağlanırsa bağlansın, eninde sonundamutlaka veya kırılır. Çünkü, olta ile yakalanan lüfer balıklarının, sudan çokarıldıktan veya balık iri ise, başısudan kesildikten sonra, çok hırçın hareketler yaptıkları görülür. Kendine has bir ayrıcalık gösteren bu tür hareketleri, başka hiç bir balıkta görmek mümkün değildir. Oltacılar, lüferin bu hırçın hareketlerine ‘Tırlama’ adını verirler. Tırlama, bir tür çırpınma veya silkinme demektir. Balıkdaki bu hareket, o kadar hızlı ve kuvvetli olur ki, askıya alınan balık, bedenibu hareketi ile mutlaka keser.Eğer bedende çelik tel kullanılmış ise, takım askıda iken, balığın silkinmesi, çelik teli eğip bükerek fena halde etkiler ve kırar. Bu kırılıp kopmalar genellikle, çelik tellerin bağlantı yerlerinden hemen gelişivermektedir. Bu bakımdan, Lüfer avlamak üzere donatılan yeldirme takımlarında, çelik tel kullanma yerine, sarma işini uygulamak, daha garantili sonuçlara gitmek demektir.

 

Sarma, beden üzerinin, pek yumuşak olan, elektrolit bakır tel ile gayet düzgün biçimde, sarılıp, katlanması demektir. Bu ise, pek kolaybir iş değildir ama, her nedense, beden ve köstekleri bukadar kolaylıkla keebilen lüfer balıkları, yumuşak bakır telle sarılan bedenleri, kolay kolay kesememektedirler. Nevar ki, bedenlerin, bakır tel ile sarılıp kapatılmaları zor olmakla beraber, hayli ustalık ister. Ağustosun yirmisinden sonra, koruk lüferini, yeldirme takımlarla avlamağa gönül verenlerin, kendi takımlarını, kendilerinin donatmalarına yardımcı olabilmek için, uygulamanın açıklamasında fayda görmekteyiz.

 

Bu iş için, gerekli beden ve olta iğnesi, belirtilen özellikde seçilerek alınır. Tarif edildiği şekilde, iğne bedene bağlanır. Bağlam işlemi ister düğüm ve isterse ibrişi yöntemi ile başarılsın, farkedilmez. Sadece, bağlam işleminde, oluşması istenen özelliklere, yer verilmesi yeterlidir.

 

Bağlamada asıl dikkat edilmesi gereken özelliklerden biri de,bedenin iğne palası arkasında kalmasına dikkat edilmesidir. Yani, beden üzerine konan köstek başı düğümünün, iğnenin sivri ucu önünde kalmasıdır. Bu gereksinmenin takımda yem takma bakımından çok büyük rolü olacağından uygulamasında fayda vardır.

 

Bedene bağlanmış iğnenin, sap kısmı üzerinde oluşan düğüm artığı 2.5-3.0 mm. uzunluğundaki naylon ip ucunun, iğne sapı üzerine düzgün bir şekilde yatırılmasından sonra, elektrolit bakır ile, naylon ipin bittiği yerden başlamak üzere,gene naylonipin kendisi ile oluşturulan düğüme doğru bir sıra kazık bağı vurulur. Eğer, bakır telin kalınlığı, oluşturulan kazık bağı ilmekleri ile, naylon ipin oluşturduğu, düğüm yüksekliğini bulmamış ise kazık bağı ilmeklerine, bir sıra daha devam edilerek, sarım yüksekliği ile, düğüm yüksekliği, bir hızaya getirilir. Bundan sonra artık, kazık bağı vurmaya gerek kalmaz. Sarıma geçilir. Sarım, bakır telin,  bedenin oluşturduğu düğüm ile, bedenin kendisini, düzgün biçimde, sarıp katlaması demekdir. Sarım sonucu, telli müzik aletlerinin, kalın telindeki sarımın, aynı görüntüsünü vermelidir. İşin en ince noktasıda buradadır.

 

Sarımda kullanılacak bakır telleri, ya çarşı ve pazardan veya, kablo artıklarından, yeter uzunlukta olanları seçmelidir. Eğer bakır teller kablo artıkalarından seçilecek ise, onların zedelenmeden, üzerindeki, izalasyonlardan arıtılmaları gerekir. Böylece elde edilen, çok katlı çıplak bakır tellerden biri, gene zedelenmeden, diğer eşlerinden ayrılır. Ayrılan bir tek bakır telin uzunluğu, 50-60 cm.den az olmamalı ve bakır telin çap kalınlığı da0.15-20 mm.yi geçmemelidir. Gecerse, sarım kalın düşecegindentakımı ağırlaştırır ve coğu zaman yemi dipleterek avlanmayı bozar.

 

Böylece elde edilen bakır tel ile, yukarıda tarif edildiği şekilde, iğne sapı üzerine bir veya iki sıra kazık bağı vurulduktan sonra, ilmeklerin iğne sapına ve düğüm dibine, iyice oturup oturmadıklarına bakılır. Oturmuşlarsa, bakır tel koparılmadan, hafif hafif tartaklanarak çekiir ve ilmekler biraz daha sıkıştırılır.

 

Böylece telin iğne sapına ve düğüm dibine iyice yerleşmesi sağlanır.

 

Bundan sonra, sarıma, yani bakır telin bedene dolanması işine gecebilmek için,bedenin uzun olan iğnesiz ucunu serbest bırakmalı ve bakır teli de, iğnesapı ve bedene dikey duracak şekilde, sıkıca tutmalıdır. Sonra, üsten baş parmak, alttanda işaret parmağı ile, düğüm üzerine basmalıdır. Parmakalrın  düğüme baskısı ne kadar fazla olursa, sarım o derece sıkı ve düzgün olur. Bu şekilde tutulan düğüm, parmaklar arasında bakır tele doğru ovalar gibi, tek yöne yuvarlanacak olursa, bakır telin düğüm ve sonrada, beden üzerine sarıldığı görülür.

 

Bakır tel sarımının, iğne üzerindeki düğümü güzelce kapattıktan sonra, iğne palasını da, aynı şekilde örtmesine izin verimez. Tel düğümü kapatır kapatmaz, sarımı beden üzerine aktarmalı ve iğne palası, serbest ve çıplak bırakılmalıdır. Bu oluşuma, yem takmada, şiddetle ihtiyaç duyulacaktır.

 

Tel sarımın, düğümü kapatmasından sonra, beden üzerine aktarılan düğümü, iğne palasının gerisinde ve dibinde kalan çıplak bedeni de, iyice örtebilmesi için, gerek iğne, ve gerekse beakır tel serbest bırakılır. Sarım, beden üzerinden iğneye doğru sıvazlanarak, beden üzerindeki tel halkaların iğneye doğru kaymaları ve ve bedenin çıplak kalmamsı istenen düğüm dibinin doldurulması sağlanmalıdır. Artık bundan sonra parmaklar, düğümü değil, bakır teli izleyecektir. Çünkü, tel, beden üzerine sarıldıkca, hem yürüyecek ve hem de, yürüme dolayısyla kısalacaktır. Yalnız, bu ovalamayı andıran yek yönlü yuvarlamada,  bakır telin , yuvarlamyı uygulayan iki parmak arasından kaçırılmaması lazımdır. Kaçırılırsa, ya sarım hakaları  bir biri üzerine biner veya aralıklı olarak sarılarak, spiral bir örüntü içine girer. Spiral oluşumu, sarımın iğneye doğru sıvazlama suretile kaydırılıp düzgün duruma sokma olasılığı vardır ama, tel halkalarının ist üste binmelerinin onarılma imkanı yoktur. Bu bakımdan bakır teli, iki parmak arasından kaçırmamağa, çok dikkat etmelidir.

 

Sarımın, beden üzerindeki boyutu, 8-10 cm.yi bulması halinde bakır tel ile beden üzerindeki sarımın bittiği yere, iki veya üç adet kazık bağı vurulur. Böylece son bulan sarım, bakır telin kazık bağı ilmeğinin dibinden koparılarak bitirilir.

 

Bundan sonra, beden üzerine, bir kasa gözü oluşturma işlemine gelinir. Bu iş için, bedenin serbest ucu , kendi üzerine katlanarak, oluşan büyük halka ile,gene bedenin kendi üzerine, iki veya üç sarımlı bir düğüm vurulur. Oluşturulan bu düğüm iyice sıkıştırıldıktan sonra, düğümnden artan kısa uç, kesilerek atılır.

 

Kasa gözü, bedenin, olta ipi ucundaki fırıldağa, kolayca takılıp sökülmesi bakımından yararlidır. Avlanırken, hızlı bir çalışma işine girildiği zaman, işe gerekli çabukluğu verme bakımından çok faydası görülür.

 

Balığın her yanlayışında, takımda oluşacak eksiklikve aksamalarla uğraşmak yerine,bedeni kasa gözü yardımı ile, olta ipinden ayırmak her halde kolay olsa gerekir. Çıkarılan sakat bedenin yerine, yenisini takmakta, aynı kolaylık içinde yürütüleceğinden, avlanma akasamaz. Bu sebeble, sarmalı beden hazırlıklarına girişildiği zaman, işi, bir tek beden yapıp bırakmamalı ve mümkün olduğu kadar çok beden hazırlayarak, avlanmaya gereken hızı vermeğe gayret etmelidir.

 

 

            4.FIRILDAK:

 

 

Bu takımda kullanılacak fırıldak, 0.50-0.60 mm. Kalınlığındaki olta ipine kumanda edecek irilikde olmalıdır.

 

 

5.ŞAMANDIRA:

 

 

Bu takımda kullanılacak şamandırayı, yeldirmelere ait bilgilerde yeterince açıkladık. Burada sadece, bir yumurta sarısı iriliğindeki mantarı yarıya kadar yarmak ve üzerinde kuşak vurarak sıkıştırmak üzere, bir kenara koyup, hazır duruma getirmeği hatırlatmakla yetineceğiz.

 

 

6.KISTIRMA:

 

 

Kıstırmalarıda yeldirme bilgileri verirken, yeterince açıkladık. Kıstırmalr olta ipi üzerine takılarak, kelebeğe doğru kaydırılursa, kullanmadaki kolaylık, daha işin başında iken  hazırlanmış olur. Kıstırmaların saytsı, avlanmak istenilen yerdeki akıntının hızına göre ayarlancağından, adet olarak belirtilmesine olnak yoktur. Sasdece ağırlığın yetersiz kalmasına, dikkat edilmelidir.

 

 

7.OLTA İPİ:

 

 

            8.KELEBEK:

 

 

Bu iki elamanın özelliklerini de, daha önceki konularda verdik. Başkaca bir özellikleri olmadığından, daha fazla üzerinde durmğa gerekli bulmamaktayız.