Sporda biyomekanik insan hareketinin mekanik şartlarını ve sportif hareketlerini araştırmakta, hareketin özellikleri ve hareket halindeki vücutsal oluşumlar, değişimler ölçülmektedir, niceliklerin yazılımı, birbiriyle kıyaslanması, farklılıklar bağlılıklar ve eşitlikler tespit edilmelidir (Baumann,1989).

Biyomekanik içerisinde, hareketin temeli ve spesiyal branşına göre yönelik incelemeleri içeren sorulara gerekli cevaplar bulunmaktadır. Hareket araştırmalarına yönelik metotlara bağlı problemlerin çözümü biyomekanik analizlerle mümkündür (Çetin,1997).

Yüksek atlamada sporcunun amacı, verili yönde(dikey yönde) ağırlık merkezinin yer değişimini sağlamak ve sonra kurallara uygun olarak yer değişimini yapabildiği kadar fazla etmektir(1). Yüksek atlamada bunun anlamı, sporcunun ağırlık merkezinin ulaştığı maksimum yükseklikle barın üzerinden geçirmeye çalışmasıdır. Kazanılan yükseklik, büyük oranda sıçrama sırasında yaklaşma koşusunun enerjisini, açısal harekete dönüştürebilme etkinliğine bağlıdır. Bunu başarabilmek, aşağıdaki noktalar dikkate alınarak sağlanabilir(10).

Yaklaşma koşusu ile sağlanan ileri hareket, yukarı harekete sıçrama ile dönüştürülür.

Yüksek atlayıcı sıçrama ile yeri terk ettikten sonra, vücut ağırlık merkezinin havada takip edeceği yol, sıçrama anında belirlenmiştir ve bir daha değiştirilemez.

Sıçramayı takiben havada kazanılabilecek fazladan yükseklik, vücut üyelerinin ağırlık merkezi etrafında düzenlenmesi ile yapılarak,daha ekonomik bir çıta geçişi sağlanabilir.

Sıçrama anında yere uygulanan kuvvetin miktarı, atlanabilecek yüksekliği belirleyen en önemli etkendir. Bu nedenle, havada yapılacak hareketler ikinci derecede önemlidir ve olduğundan fazla önemsenmemelidir.

Sıçramada, yerden ayrılma sırasında atletin açısal hareketi üç bileşene ayrılır. Bunlar dikey yönde, çıtaya paralel ve çıtaya dikey yönlerde hareketlerdir. Burada ana amaç, dikey yöndeki hareketi geliştirmek ve maksimale çıkarmaktır.

Atlet, sıçramayı takiben, çıtayı geçmek için ağırlık merkezini yükseltmek zorunda olduğu mesafeyi mümkün olduğu kadar kısaltmaya ve çıtayı en ekonomik çıta üstü hareketle geçmeye çalışır.

 

Tablo 1. Yüksek Atlamada Performansı Belirleyen Etmenler

Yüksek atlama 3 bölümden oluşmaktadır(5,6,13):

Yaklaşma : Sporcunun çıtaya doğru koşmaya başladığı andan, sıçrama ayağının yere teması arasındaki bölüm.

Sıçrama (take-off) : Yaklaşma koşusu sonrası, sıçrama öncesi ayağın yere temasından sıçrama ayağının yerle temasının kesildiği bölüm.

Uçuş(flight) : Sıçramadan yere konmaya kadar olan bölüm. Yüksek atlamada konma, performans ile ilgili bir faktör değildir.

 

Hay(1978), biyomekanik açıdan yüksek atlamada sıçrama ve uçuşun 3 yüksekliğe ayrılabileceğini belirtmiştir (Şekil1):

H1- Sıçrama Yüksekliği : Take-off anında ağırlık merkezinin yüksekliğidir.

H2- Ağırlık Merkezinin Uçuş Yüksekliği : Sporcunun uçuş sırasındaki maksimum kütle merkezi yüksekliği ile sıçrama yüksekliği arasındaki farktır.

H3- Çıta üzerindeki Yükseklik : Ağırlık merkezi uçuş yüksekliği ile çıta yüksekliği arasındaki dikey mesafedir.

Şekil 1. Yüksek atlamada kısmi yükseklikler

Sıçrama yüksekliği hemen hemen yaklaşma koşusundan bağımsızdır bu yükseklik, antropometrik parametreler (vücut kitlesi, segment uzunlukları, segmentlerdeki ağırlık merkezi gibi) kadar, sıçrama sırasındaki vücut açıları ile de belirlenir (6).

Antropometrik parametrelere ek olarak, sıçrama yüksekliğini etkileyen şu teknik parametreler de ele alınmaktadır (5,6,13):

Sıçramadaki sıçrama bacağının diz açısı

Sıçramadaki diğer bacağın gerginlik açısı

Sıçramadaki gövde pozisyonunun açısı

Sıçramadaki öne, arkaya, iç tarafa eğilim açısı

Biyomekanik açıdan uçuş yüksekliği, sıçramadaki Ağırlık merkezinin dikey hızına bağımlıdır. Bu hız, dikey etki, ayağın yere temasındaki Ağırlık merkezinin dikey hızı ve atlayıcının ağırlığı tarafından belirlenir (6).

Yere temas koşulları, son adımlarla belirlenir. Bu nedenle şu parametreler dikkate alınmalıdır(6):

Destek ve uçuş zamanları, adım sıklıkları

Ağırlık merkezinin yolu

Yaklaşma koşusu açısı

Vücut parçaları ve vücut pozisyonu açıları

Yatay, dikey ve son hızlar

Sıçramanın kendisi dikkate alındığında şu parametreler ele alınmalıdır:

Destek zamanları

Ağırlık merkezinin dikey yolu

Ayağın yere teması ve sıçramalarda vücut parçaları, vücut pozisyon açıları

Çıtadan uzaklık

Yatay, dikey ve son hızlar

Sıçrama açısı

Uçuş ele alındığında şunlar ele alınmalıdır:

Çıta üzerindeki yükseklik

Çıtaya göre Ağırlık merkezinin pozisyonları

Yüksek atlamanın doğru ve tam analizini yapmak için üç eksendeki rotasyonlar ve eğik bir koşu olması nedeniyle üç boyutlu ölçümler yapılmalıdır. İki boyutlu analizlerin sonuçları dikkatli yorumlanmalıdır. Yüksek atlamada düzgün; üç boyutlu ölçüm alma zorluğu nedeniyle, literatürde sadece birkaç üç boyutlu ölçüm verileri veren makale vardır(6).

YAKLAŞMA KOŞUSU

 

Destek ve Uçuş Zamanları:

Süratli bir koşu, atletin zemine daha fazla kuvvet uygulamasına neden olur. Koşunun sonunda, sıçrama ayağı sıçramak için gövdenin önünde bir noktaya bastığında, diz ve kalça eklemleri arasındaki ekstansör kaslar ayağın fleksiyonuna direnerek karşı koyarlar. Fakat ayak, atletin öne momentumundan dolayı mecburi fleksiyon yapacaktır. Bu durumda ekstansör kaslar gerilecek, bu gerilme sıçrama bölümünün ikinci yarısında süratli ve şiddetli bir ekstansiyon yapmasına yardımcı olacaktır. Böylece süratli bir koşuyla sıçramada dikey kuvvetin artacağı ortaya çıkar(3).

Önceki çalışmaların sonuçları yaklaşmanın son adımlarında uçuş zamanında azalmaya genel bir eğilim olduğunu göstermektedir. Destek zamanları genellikle aynı kalır ya da adım sıklığında bir artışa yol açarak hafifçe artar. Antrenörlük uygulamasında bu, yatay hızda minimal bir kayıpla son adımlarda koşu aktivitesinde bir artış olarak açıklanır(11).

Adım Uzunlukları:

Literatürde, üst düzey atlayıcıların sondan bir önceki adımlarının uzun olduğu ve sıçramaya girilen adımların kısa olduğuna ilişkin bir fikir birliği vardır. Bununla birlikte sondan bir önceki adımın uzun olduğu konusu tüm atlayıcılarda bulunmamıştır. Dapena(1980), adım uzunluklarının, son adımdan üç adım önceki adım için 1.55 m-2.11 m., sondan bir önceki adım için 1.57 m.-2.11 m., ve son adım için 1.62 m.-2.10 m. arasında değiştiğini rapor etmiştir(6). Conrad ve Ritzdorf (1990), son adım uzunluğunu bireysel olarak değişebileceğini ve son adımın uzunluğu ve kısalığına ilişkin sorununhenüz tam kurulmadığını belirtmektedir (12). Şekil 2’de adım uzunluğu görülmektedir.

Şekil 2. Adım uzunluğu.

Ağırlık Merkezinin İzlediği Yol:

 

Önceki çalışmalarda, destek evresi sırasında ağırlık merkezi yüksekliğinin dikey değişikliklerinin minimal olduğu bulunmuştur. (Son üç adımda yere temasta kütle merkezi yüksekliğinin orta düzeyde azalma eğilimi ile). Çoğu durumlarda ağırlık merkezi yüksekliği sıçrama için yere temasta en düşüktür(6,12).

VAM sıçramanın başlangıcında aşağıda,sonunda ise yukarıdadır. Birçok yüksekçinin VAM leri sıçrama anında istenilen yüksekliğe ulaşır. Ancak, sıçramanın başlangıcında VAM nin aşağıda olma olayı ve atlet tarafından bunun başarılması güçtür. Çünkü VAM nin sıçrama başlangıcında aşağıda olması, sıçramadan bir önceki adamın derin bir fleksiyonu sonucu gelişir. Fleksiyonun gerçekleşebilmesi için de savurma bacağının oldukça kuvvetli olması gerekir. Keza süratte herhangi bir kayba neden olmadan bu bacak sayesinde VAM ni alçaltmayı öğrenmek oldukça karmaşıktır(9).

Şekil 3, ağırlık merkezinin yatay yolunu göstermektedir. Dapena (1980), yaklaşma koşusu açısının son adımda bir azalma eğilimi gösterdiğini rapor etmektedir. Son adımlarda ölçülen veri, 22 ve 63 derece arasındadır(6,13).

Şekil 3. Yaklaşma koşusu açısı.

Vücut Segmentleri ve Vücut Pozisyon Açısı:

 

Çalışılan vücut segmentleri açıları arasında, son adımların çeşitli evrelerindeki diz açıları, ağırlık merkezi yüksekliğinin bir belirleyicisi olması nedeniyle özel ilgi alanı olmuştur. Conrad ve Ritzdorf (1990), penulmilate adımında destek ayağındaki bu açının analizlerinin çoğu sporcunun yere hemen hemen düz bir bacakla temas ettiğini gösterdiğini belirtmişlerdir. Çoğu sporcunun yere temasta diz açı değerlerinin 160 dereceden daha büyük ve maksimum amortizasyon açılarının 150 derece civarında olduğunu bulmuşlardır. Ayrıca son adıma yere temasta diz açılarının 150 ile 160 derece civarında ve maksimum amortizasyon açılarının 140 dereceden 120 derecenin daha altında değişebileceğini bulmuşlardır. Genelde en düşük diz açısı değerlerine son adımın amortizasyon evresinde ulaşılmıştır.

Literatürde üst düzey atlayıcılarda son adımda minimal son adımda minimal diz açılarının mutlaka yatay hızda bir azalmaya yol açmadığına ilişkin fikir birliği vardır. Ayrıca yaklaşma koşusunun son adımlarında vücudun öne eğiliminin yatay hızın devam etmesine imkan tanıdığını ilişkin de bir fikir birliği söz konusudur(6).

Şekil 4. Öne/arkaya vücut eğilimi açıları ve diz açısı.

Yatay, Dikey ve Son Hızlar:

 

Addachi ve arkadaşları (1973), Nigg ve arkadaşları (1974) ve Dapena (1980)tarafından rapor edilen yaklaşma koşusundaki yatay hız verilerine göre hız değerleri, 4.5 m/sn ile 7.9 m/sn arasında değişmektedir(6).

Ele edilen verileri son iki adım için yaklaşma koşusu hız oranında açık bir eğilim göstermemektedir. Hızda hafif azalmalar olabileceği gibi hafif artışlar da olabilmektedir(6).

SIÇRAMA

 

Sıçrama hareketi tamamen sporcunun kontrolü altındadır. Sporcu sıçrama noktasına isterse hızlı isterse yavaş basabilir. Dayatchkov, sıçrama yalnızca bacak kuvveti değildir, sıçrama tamamıyla koordinasyondur der. Sıçrama ayağındaki diz ve bilek eklemlerinin enerjik eksteasiyonu, savurma bacağının harekete katılış formu ve hızı, kolların salınım hızı, omuzların yükseltilerek tüm gövdenin yukarıya ekstansiyonu birbirleriyle koordineli olarak yapılmadıkça sıçrama etkisizdir(8).

Destek Zamanları:

Sıçrama zamanının kısmen öndeki vücut segmentlerinin eylemi ile belirlendiğine ilişkin ortak bir görüş vardır. Nigg (1974), Hay (1975) ve Vitassaio ve arkadaşları (1982), öndeki kol ve öndeki eğik bacakla yapılan sıçramaların, çift kol ve öndeki bacağın gergin olması ile yapılan sıçramalara (170-230 msn) göre daha kısa sıçrama zamanı (120-200 msn) ortaya koyduğunu rapor etmiştir(6).

Literatürde sıçrama zamanı ve uçuş yüksekliği arasında anlamlı bir ilişki rapor edilmemesine rağmen, Conrad ve Ritzdorf (1990)’ un verileri günümüzün en iyi atlayıcıları arasında sıçramada oldukça kısa destek zamanına bir eğilim olduğunu göstermektedir. 120 msn (Kostadinova) ile 190 msn (Sotomayor) arasında destek zamanları bulunuştur (Çoğu sporcu için 150 ile 170 arasındadır).

Ağırlık Merkezinin Dikey Yolu:

Nigg (1974), sıçrama sırasında ağırlık merkezinin dikey yükselmesi ile uçuş yüksekliği arasında pozitif bir ilişki rapor etmektedir. Ağırlık merkezinin dikey yüksekliğine ilişkin değerler 0.38 m. ile 0.48 m. arasında değişmektedir(6). Conrad ve Ritzdorf (1990)’ un verilerine göre ise erkeklerde 0.41 m ile 0.61m, bayanlarda 0.31 m ile 0.39 m arasında değişmektedir. Fakat Conrad ve Ritzdorf (1990)’ un istatiksel analiz sonuçları, ağırlık merkezinin dikeyde yükselmesi ile uçuş yüksekliği arasında pozitif bir ilişki eğilimini onaylamamıştır.

Yere Temasta ve Sıçramada Vücut Segment ve Vücut Pozisyon Açıları:

Conrad ve Ritzdorf (1990)’ un verilerine göre, yere temasta diz açısı değerleri 165 derece ile 175 derece arasında değişmektedir. Maksimum amotizasyon açıları 130 derece ile 155 derece arasında farklılaşmaktadır ve bu, literatürü desteklemektedir. Bu araştırmacılar son adımın amortizasyon evresinde minimal diz açılarına ulaşıldığını bulmuşlardır.

Dapena (1980), sıçrama sırasında çok küçük bir ağırlık merkezi sapması (maksimum 7 derece) bulmuştur. Ağırlık merkezi yoluna ilaveten uygun vücut pozisyonları da etkili bir sıçramadan sorumludur. Bunlar öne/arkaya ve içe yönelim açılarıyla ifade edilir. Seul olimpiyatlarında tüm sporcular, sıçrama için yere temas anında gövdenin 10-20 derecelik arkaya eğimini ortaya koymuştur. Bu arkaya eğim, son adımın sonunda hazırlanmıştır. Sıçramanın sonunda sporcuların çoğu dik gövde pozisyonuna geçmişlerdir. Son adımda maksimum miktarda içe eğim görülmüştür. Sıçrama için yere temasta ayakucu mesafesi ile ağırlık merkezinin karşılaştırması, tüm sporcular için belirgin içe eğim göstermektedir. Yetersiz açısal momentumundan kaçınmak için bu mesafe, minimal tutulmalıdır(6,13).

Sıçrama anında kolların hareketi atlayışın sonucunu önemli derecede etkiler. Sıçrama anında kolların yukarı doğru hızla yaptığı hareket ile oluşan tepki, gövdeyi aşağıya doğru bastırır. Oluşan kuvvet sıçrama bacağı üzerinden yere aktarılır. Sonuçta yere uygulanan dikey hız artacaktır (etki-tepki). Kol hareketlerinin etkili bir biçime çevrilebilmesi için en ekin yöntemlerden birincisi, her iki kolun sahip olduğu dikey kuvveti hesaplamaktır. Diğer bir yol, her iki kolun sıçrama anında gövdeye oranla dikey hızını ölçmektir. Yüksek atlamada genellikle çıtadan uzak olan kol daha etkilidir. Bazı sporcuların sıçramanı başlangıcında, çıtaya yakın kolları geride olacağına önde bir noktadadır. Bu durumda kol daha az bir effektif değere sahiptir. Yüksekçi koşunun son iki adımında, her iki kolu kuvvetli olarak geriden-öne-yukarı bir hareketle işe katmalıdır. Yapılan araştırmalara göre çift kolla yapılan sıçramada yere uygulanan kuvvet artmaktadır(3).

Çıtadan Uzaklık:

Literatürde sıçramada bardan kütle merkezi ya da ayakucu mesafesi ile ilgili herhangi bir çalışma bulunmaktadır. Conrad ve Fitzdorf (1990), bu ölçümler arasında büyük oranda farklılıklar olduğunu bulmuşlardır. Bu parametrelere yaklaşma açısı ve sıçrama açısı birlikte ele alınmalıdır.

Yatay Dikey Son Hızlar:

Sıçrama bölümündeki dikey hız, yüksek atlamada performansın belirlenmesi bakımından hayati önem taşır. Yüksekçi sıçramak için, sıçrama ayağını tere bastığı an, daha önce kazandığı hıza bağlı olarak öne doğru hareketine devam eder. Buna kısaca öne rotasyon denebilir. Öne rotasyon devam ederken aynı anda ayağın fleksiyonuna bağlı olarak vücut ağırlık merkezi yere (ayağa) doğru bir harekete başlar (çökme). Sıçrama anında oluşan bu tür hareket negatif bir dikey hız içerir. Sıçramanın başlangıcındaki dikey hız, genellikle ufak bir negatif hıza sahiptir. Sıçrama anında negatif değer hızı ne kadar az ise, yüksek atlayan kişinin sıçraması da buna paralel olarak daha etkili olur(3).

Dapena (1980)’ e göre sıçrama sırasında atlayıcının yatay hızı 2.23-3.7 m/sn azalmaktadır(6). Conrad ve Ritzdorf (1990), Kostadinova ile yaptıkları çeşitli analizlerde (Roma’da), Kostadinova’ nın her başarılı denemede yatay hızını 2.5 m/sn’ den daha fazla azalttığını bulmuşlardır. Bu bulgu Dapena’ nın bulguları ile benzerdir. Erkekler için bu değerler, dünyanın en iyi atlayıcılarında 3.5-4.2 m/sn arasında değişmektedir. Sıçrama bölümünün sonunda vücut ağırlık merkezinin dikey hız, sporcunun ayağı yerden kesildikten sonra vücut ağırlık merkezinin çıktığı yükseklik ile de saptanabilir(4). Conrad ve Ritzdorf (1990), Roma’daki Dünya Şampiyonasında uçuş yüksekliğini belirleyen dikey hızın (sıçrama sırasında) erkeklerde 4.5-5.0 m/sn arasında, bayanlarda 3.8-4.3 m/sn arasında değiştiğini ortaya koymuşlardır.

Sıçrama Açısı:

Conrad ve Ritzdorf (1980), üst düzey atlayıcıların karakteristik sıçrama açısının 50 dereceden daha küçük olduğunu bulmuşlardır. Dapena da sıçrama açılarını 40-48 derece olarak belirtmiştir.

UÇUŞ

 

Uçuş aşaması çıtayı geçiş ve yere konuş olarak ele alınabilir. Çıtayı geçerken vücudun bütün parçalarını uygun bir pozisyonda çıtaya çarpmamak amaçtır. Yere konuşta ise sadece güvenli bir pozisyon gerekir(14).

 

Çıta Üzerindeki Yükseklik:

Sıçramanın sonucu vücut ağırlık merkezinin çıta üzerinde ulaştığı maksimum yükseklik, sıçrama bölümünün sonunda vücut ağırlık merkezinin yer ile olan yüksekliğine, yere uyguladığı kuvvete ve bu kuvvetin uygulanış süresine bağlıdır. Sıçrama ayağının yerden ayrılmadan hemen önceki yükseklik, sporcunun boy uzunluğunun % 70 ve ya % 75’i kadar bir orandadır. Bunun anlamı; uzun bir fiziksel yapıya sahip olan sporcu daha işin başında büyük bir avantaja sahip olacaktır(4).

Bar üzerindeki yükseklik barı geçen vücut segmentlerinin yönelimine bağlıdır. Dapena (1980)’ ya göre, tüm vücudun açısal momentumu ile etkilenmektedir(6).

 

Çıtaya Göre Ağırlık Merkezinin Pozisyonu:

Literatürde bu parametreye ilişkin, herhangi bir çalışma bulunmamaktadır(6).

Şekil 5. Yüksek atlama yarışmalarında kameraların ve referans noktalarının pozisyonları.

Biyomekanik analizlerin bireysel eksikliklerin belirlenmesi, ardışık hareket evreleri arasındaki bağlantının belirlenmesi ve uygulamada algılanması zor olan parametrelerin niteliksel değerlendirilmesi açısından büyük katkıları olmaktadır(12).

Antrenör, bir biyomekanik uzmanı ile işbirliğine girerek belli hareketlerin analizine katılabilir. Daha sonraları daha ileri düzeyde analizler yapabilir. Böyle bir aktivitenin üç değerli yönü vardır: Eğitir, güven kazandırır ve öğretmen/antrenör ve sporcunun performansını geliştirir(15).

Görüldüğü gibi, bu tür analizler performansın artmasına yardım ederek bilgiyi sağlaması açısından önem kazanmaktadır.

KAYNAKLAR

Açıkada, C., Deniz,E. (1992). “Yüksek Atlamanın Temeli”. Atletizm Bilim ve Teknoloji Dergisi . Ankara: 1-5

Aygün, T. (1991). “Fosbory Flop Tekniğinin Biyomekanik Analizi-I”. Atletizm Bilim ve Teknoloji Dergisi. 2,3-6

Aygün, T. (1991). “Fosbory Flop Tekniğinin Biyomekanik Analizi-II”. Atletizm Bilim ve Teknoloji Dergisi. 3,16-19

Aygün, T. (1991). “Fosbory Flop Tekniğinin Biyomekanik Analizi-III”. Atletizm Bilim ve Teknoloji Dergisi. 4,36-38

Brueggeman, P., Conrad, T.(1986). IAAF Biomechanical Research. Edit. Sunsanka, P., Brueggeman, P., Tsarouchas, E. Athens. Sf. F/1-F/24

Conrad, A., Ritzdorf,W.(1980). IAAF Scientific Research at the Games of the XXIV Olympiad. Seul 1988. Edit. Brüggemann, G.P., Glad, B. Sf. 177-217

Çetin, H.N. Doç. Dr.(1997). Biomekanik . Ankara.

Hay, J.G.(1978). The Biomechanics of Sport Techniques. London. Prentice hall Inc.Sf. 426-433.

Jarver, J. (1992). “Yüksek Atlamanın Temeli”. Çev.C.Açıkada, E.Deniz. Atletizm Bilim ve Teknolojisi Dergisi. 4, 5-11

Jovzef,s.(1984). Track and Field Athletics. A Basic Coaching Manual. London.

Kunkel,V., Bruggeman,G.P., International Amateur Athletic Federation Scientific Research Project at The Games of The XXXIV. Olympiad Seul 1988, 1990 Mayıs s. 190-214

Ritzdorf,W. (1986). “High Jump: Results of a Biomechanic Study”. New Studies in Athletics. 4(1), 33-51

Ritzdorf,W., Conrad,A. (1990). IAF Scientific Report On the II World Championships in Athletics, Rome. Second Edition. Sf. 1-G50

Schmoinsky,G.(1983). Track and Field. Berlin.

Terauds,J. (1988). “What Biomechanics Can Do For The Avarage Coach and Athletes”. New Studies in Athletics. 3 (1), 9-12