dokusu üç’e ayrılır.

1- İskelet Kasları (İstemli Kaslar)
Vücudu harekete geçiren kaslara kasları denir. Antrenman yolu ile oluşan değişiklikler en belirgin şekilde kaslarında görülür. İskelet kasları hareket için güç sağlarlar ve vücut kaslarının 7/8’ini oluştururlar. olarak bir kasın % 75-80’i , % 18-20’si proteinden, geri kalan bölümü ise karbonhidrat, lipit (yağ), mineral ve non-proteik azottan oluşmuştur. Kasta % 0.5-1.5 oranında glikojen şeklinde bulunan karbonhidrat, bilindiği gibi, organizmanın en önemli enerji kaynaklarından biridir.

İskelet kasları, beyaz ve kırmızı kaslar olarak iki gruba ayrıLırlar. Beyaz kaslar (Fast- ya da kısaca FT), kırmızı kaslara (Slow- ya da kısaca ST) oranla çabuk kasılırlar ve süre iş yapmayı gerektirmeyen görevlerde yer alırlar. ST-liflerinin çevrelerinde kılcal çoktur. metabolizmayı kullanırlar.

2- Düz Kaslar (İstemsiz Kaslar)
İç organlarının yapısında yer alırlar ve uzun süreli düzenli faaliyette bulunurlar. İsteğimiz dışında çalışırlar.

3- Kalp Kasları (İstemsiz Kaslar)
Kalpte bulunan ve uzun süreli düzenli faaliyette bulunan kas tipidir. İsteğimiz dışında çalışırlar.

  Kasların Yapısı ve Bazı Özellikleri
1. Kasın başlangıç noktası olan “origo” sabittir. Bir kas, kasın sonlandığı olan “instersiyo”yu kendine doğru çekerek hareket eder.
2. Kasın gövdesi, kas liflerinin demetler halinde “sarkolemma” adı verilen zarlar tarafından sarılması ile oluşur.
3. , kasın kemiğe yapıştığı bölümdür.
4. Kaslar, antagonistleri (zıt etki yapanları) ile birlikte çalışır. Yani, kasın birisi gevşerken, zıttı kasılır. Kas kasılırken sadece çekebilir, hiçbir zaman itemez.
5. Kasın kasılması yapılan işe eşittir. Bu iş için gerekli enerji, karmaşık tepkimeler sonucu elde edilir.
6. Kas hücrelerin yakıtı glikojendir (glikozun kaslardaki depo şekli). Glikojenin yanması için oksijene gereksinim vardır. Aerobik yolla yapılan çalışmalarda 1 mol glikozdan 38 mol ATP’lik enerji elde edilirken, anaerobik yolla yapılan çalışmalarda 1mol glikozdan 2 mol ATP’lik enerji elde edilir.
7. Bu enerji: ATP’nin ADP’ye dönüşmesi ile elde edilir.
8. Anaerobik olarak glikozun laktik asite dönüşümünde kas önemli rol oynar.
9. Kasın tonusu; kasın bazı liflerinin, ani hareketlere cevap verebilmesi amacıyla sürekli olarak hafif kasılı durumda olmasıdır. Tüm iskelet sistemi kaslarının belirli bir tonusu vardır.
  Slow Twitch ve Fast Twitch Liflerinin Özellikleri
Çabuk kasılan (Fast Twitch, FT) kas lifleri adını saniyede 30-50 kez kasılabilme özelliğinden alır. Yavaş kasılan (Slow Twitch, ST) kas lifleri ise saniyede 10-15 kasılır ve adını bu özelliğinden alır.

Çabuk ve yavaş kasılan kas lifleri arasındaki en önemli fark bu kasların dayanıklılık ve güç üzerindeki etkilerinden ileri gelir.
Yavaş kasılan kas lifleri aerobik metabolizma için daha fazla kapasiteye sahip olduğundan daha fazla “dayanıklılık” özelliğine sahiptir. Çabuk kasılan kas lifleri ise enerjiyi, anaerobik yoldan kazanma yeteneğine sahiptir. Ancak, aerobik metabolize özelliği açısından sınırlı kapasiteye sahip olması bu kasların daha çabuk yorulmasına neden olur.

Yavaş kasılan kas liflerinin daha fazla aerobik kapasiteye sahip olması aşağıdaki faktörlerden ileri gelir:
1. Yavaş kasılan (ST) kas lifleri daha çok mitakondri ve mitakondri içine yerleşmiş aerobik enzimlerin aktivitesine sahiptir.
2. Yavaş kasılan kas liflerinin miyoglobin içeriği hızlı kasılan kas liflerinden 2.5 kat daha fazladır.
3. Her ST lifi etrafında daha çok kapiller (kılcal damar) vardır. Böylece, oksijen liflere geçiş oranı ve artık ürünlerin de liflerden uzaklaştırılma oranı artar.
4. ST lifleri daha fazla yağ içerdiğinden, yağ metabolizmasında görevli enzimleri da daha fazla içerirler. Böylece, glikolizis (glikojenin yıkılması yani parçalanması) yanında, yağ metabolizması da önem kazandığından kas glikojeni korunmuş olur.

Çabuk kasılan kas lifleri (ST) ise aşağıdaki nedenlerden dolayı daha fazla anaerobik kapasiteye sahiptir:
1. İki tip kasta da ATP ve glikojen içeriği (oranı) birbirine yakın olmakla birlikte, çabuk kasılan kas lifleri daha fazla kreatin fosfat (CP) içerirler ve ATPCP reaksiyonundan “enerjinin açığa çıkmasından gerekli olan enzimlerin aktivitesi” daha fazladır. Bu durum, çabuk kasılan FT liflerinin hangi nedenle çalışmanın (antrenmanın) ilk 10-20 saniyesinde daha çabuk kasıldığını açıklamaktadır.
2. Anaerobik glikolizis için gerekli olan enzimler, yavaş kasılan (ST) kas liflerine oranla daha aktiftir. Bu du rum, FT liflerinin maximum hızda daha uzun periyotlar için kasılmalarını sağlar.
3. FT lifleri, ST liflerine göre % 12 oranında daha fazla protein ve daha büyük oranlarda sarcoplasmik ka yum (Ca++) içerirler. Fazla Ca++, daha uzun bir zaman diliminde daha fazla kasılmayı sağlar.

Kasların çoğu, hem hızlı hem de yavaş kasılan liflerden oluşur. ST ve FT liflerinin yüzdesi kasın yaptığı işe göre değişim gösterir. Örneğin, ayakta durmayı sağlayan kaslar (postural kaslar) daha çok ST lifi içerirler ve daha kırmızı lar. Hexor kaslar, daha fazla FT lifi içerirler ve pembe renklidirler.

Bir kişinin çeşitli bölgelerdeki hızlı ve yavaş kasılan kas lifi oranlan değiştiği gibi, bu oranlar kişiden kişiye değişiklik gösterir. Bu değişiklikler bazen çok fazla olabilmektedir. Örneğin, bir kişideki bazı kaslar % 80 ST lifi içerirken bir diğerinde aynı kas grubu % 80 FT lifi içerebilmektedir. Uzmanlar, fazla miktarda FT lifine sahip kısa mesafe koşucalarının daha avantajlı olduğunu belirtmektedir. Diğer taraftan, dayanıklılık gerektiren uzun mesafe yarışmalarında bu sporlar dezavantajlı duruma düşmektedirler. Dolayısıyla, genel olarak, ST lifi oranı fazla olan atletler uzun mesafelerde avantajlı, kısa mesafelerde (sprint) dezavantajlı olacaklardır. Lif oranlarının birbirine yakın ya da eşit olduğu kişiler (ki çoğunluk bu özelliği taşır) orta mesafelerde başarı gösterirler. Yapılan araştırmalar, bazı spor dallarında da bu teorileri doğrulamaktadır.