Zokalı takımlarla kuzeyde, boğazlarda’ ve Marmara da Iüfer avlamak Çok kolay ve çok bereketli olduğu için, tarafından benimsenir ve yaygın · · biçimde de kullanılır. Bu bakımdan, çinekop, -sarıkanat, , palamut, kofana ve. verimi iİe bilinen· mer’ alar; heres tarafından vakitli vakitsiz·yoklanarak tedirgin edilir. Hatta av verebilen yerlerin ‘sürekli ziyaret eden o kadar çoktur , insan bu kalabalığın arasında kaldığı· sürece bir rahatsızlık ve huzursuzluk duyar. Halbuki, oltacılıkta yapılan·işden sonuç almak ve alınan sonuçdan da huzur duymak esası var olduğundan, çalışmalann ağırlığı bu yöne meylettirilirse, daha faydalı olur. Durum kalabalıktan uzak kalmak ve’bir başkası tarafından tedirgin edilmemek amacına yönelik olacagı için, çahşmJarı kimsenin bilmediği veya bullamadığı yerlere kaydırmanın çok büyük faydası göriilür.

Lüfer bir’mevsim balığıdır. Bir yerde göründüğü zaman benzeri olan bir başka yerde de. bulunabilmektedir. Amaç için, yukarıda değindiğimiz mera özelliklerinin araştırılrmasına ağirlık venlirse, başarıya ulaşmamanın imkanı yoktur. Ne var ki, lufenn varlığını kanıtlayan işaret ve belirtilerin bakışta ve ·birden farkedilmesi mümkün -. aşağida tarif edeceğimiz avlanma yöntemi aynen uygulanacak olursa, eşine pek az rastlanan bereket içine girmek işden değil. Bu uygulama· şudur

güneşin doğmasından sonra, çaparaya çıkılır. Amaç Iüfer avında kunanilması gereken tedarik etmektir. Tedarik edilen. tek türii ile yetinilmesi doğru olmalı. Çünkü, o gün için liifer!erin hangi yem peşinde olduklarrnın kestiriImesi mumkun degildir. Her’nekadar lüfer için en geçerli’ izmarit olduğu bilinmekte ise de, bazen balıkların·bu yeme bile beklenildiği · ölçüde ilgi göstermedikleri göriilür. O zaman ·  çapara ile alinan kuUanilmasi yolurıa gidilir. Dunımua ne olduğunu belirleyen gene balığin kendisidir. Çünkü çapara ile avlanırken, yakalanan balıklardan hiç değilse birinin, çapara iğnesi üzerinde sadece baş olarak çıkması, lüferlenn hangi yem peşinde  olduklannın en kesin kanıtıdır. Butür gelişmenin görülmesi halinde de o yerin lüfer avalamaya yatkın bir mer’a olduğu hemen  anlaşılmalldır. Bu oluşum, avlanmak için bir  başka yer arama ihtiyacını ortadan kaldırır.

Genellikle yem tedariki için, kullanılan:: çaparadan ya istavrit veya benzeri iriliktek  akyemlerin : alınması olanağı  vardır. Hatta, ‘avlanmamn ağırlık noktasını istavrit.oluştunır. Ama,:belki lufer o gün için çaparadan.· çıkan’ yeme istek göstermeyebilir.. O zaman baş yem olan izmarite döniilmesi gerekir.  Bu bakımdan yeteri kadar istavritin  alınması sonra, çalışmaları izmarit avlamaya yöneltmelidir. Gerek istavritin ve gerekse·inıarit hatta diğer akyem turlerinin bol miktarda kalanabildikleri mer’ alar.bilinmektedir;Bilinmese bile, kısa bir araştırma, insanı beklediği sonuca götiirebilir,

İstavrit avlamasında çapara kullanılması asıldır ama, aynı takımla inıarit avlamayr ginşmek doğru oimaz. Bu amacı gerçekleştirmek için de yemli çapara.kullanılır. Yemli çaparanın yemleri her ne kadar önce bölümünde belirtilmiş ise de, eldeki istavritlerden faydalanma yoluna· gitmenin de her hangi~ sakıncası yoktur. Halbuki yemi çapara  ile inıarit avlamada kullanılacak baş yem, hum adı verilen ufak midyilerin içidir. Biz  elde mevcut olan yemden faydalann düşündüğümüzden, istavrit yemini ileri sürdük.

Ufak parçalar halinde kesilen  istavrit etini igneIere takdıkktan sonra, (istavrit etleri  yemli çapara iğnelerine, lokma yemler gibi  takılır.) takimı özel bölümünde tarif edildiği  gibi kullanmal·ırdır.. Böylece bilinen  meralar da girişilen avlanmadan da bol miktrarda izmarit alınır ve istavritler gibi livarlanır.

Bundan sonra yapılacak işi istirahata çekilmek veya oğle·yemeği·:hazırlığına  girişmektir. Sandala her zaman,için pikniğe  yönelik ~komanyanın bulundurulması alışkanlık haline getirilmiş olacağından ateş yakmak, balık pişirmek , çay. kaynatmak, hatta hava müsait ise, su başında veya  ağaç gölgesinde takım hazırlamak olagan işlerden sayılır. Böylece sürdürülen lüfer avcılığı hazırlıklannın pek tatlı ve pek keyifli tarafları da vardır.

Güneşin batıya meyletmesinden sonra, çalışmalara yeniden başlanır. Ama, bu defa amaç yem tedarikine değil, Iüferlerin bulunduğu ve sürekli olarak eğlendikleri yerin bulunması çalışmalarına aittir. Gerçi, çaparanın kullanllması sırasında işaret alınmış ve bir kanıya varılmştır ama, gayet hızlı bu çalışma içiıe ‘girmek olduğundan daha verimli bir alanın  bulunması elbette  ki  faydasız  olmaz. Bu amaç için de, iki tiir avlamadan birinin uygulanmasına girişi!ir.Bu aviamalarin birincisi ·kaşık çekmek, ikincisi de, sandal peşinde yemli pişkova sürütmektir. Birinin olmadığı yerde diğerinin rahatlıkla kullanilması o!anağı vardır.

Her iki uygulamada ki işin ağırlık noktalannı burun başları ile koylara açılan dere ağrzlarına rastlamaya. gayret etmeİidir. Derelerin akar veya kumlu olmalarının pek önemi yoktur. Dunım, bu derelerin koylardaki deniz dibi oluşturmaların’dan faydalanmayı ,·amaçlar.

Bu şekilde sürdüriilen avlanma sırasında kaşık veya pişkovaya ilk balığın atladığı yer neresi ise,,hemen oranın kertenzi alınmalı ve istenirse o yere ufak bir şamandıra bırakılmalıdır. Balık tutuldu diye, gene,dönüp aynı yerden bir daha geçme ve bir balık daha yakalama isteğine asla kapılmamalıdıi. Oluşum belki bir rastlantı olabilir. Rastİantı olmasa biİe balığın tutulduğu yeri  peş peşe hareketlendirerek sürünün tedirgin edilmesi asla doğnı olmaz, Çünkü .·,sürü, mutlaka kendi amacı için orada dur,maktadır; Eger bu raştlantıdan sonra, balığın tutulduğu yerin kıyı kesimlerinde bir araştırma· yapılacak olursa, bu’bulunuşun sepibebi derhal`anlaşılır. Onun için, kaşık çekmeye veya,· yemli pişköva surütmesine bir· süre ·daha devam edilebilir,  Bu. tür çalışmanın -amacı da,o merada başka surülerin  bulunup bulunmadığını anlamaya  yaradığı içn:girişmelidir. Eğer süıdürülen uygulama olumlu bir sonuca bağlanabildi ise, koyun önünde buyük bir Iüfer yaylım alanı var demektir.. Hemen avlanmayı kesmeli ve akşam beklenmelidir.

Çalışmalar tarif edildiği biçimde yüriitülür ve mer’ a özelliklerine dikkat edilecek olursa avlanılacak yerin bulunması zor olmaz. Gün batımından evvel yani, güneş kavuşurken, sandalın demirleme işi bitirilmiş olmalıdır.

Sandalın demirlenmesi, daha dogriısu · çift demir ve çift şamandıra uygul·aması ile tonozlaması çalışmalannda dikltat. edilmesi gereken durum şudur:

Lüfenn, kaşığa veya pişkovaya yakalandiğı`yerin kerteriz noktasındaki su derinliği ölçülecek olursa, 9.5 – 13 kulaç olduğu görülür. Ne var ki; gece keneriz noktası üzerine yakılacak lambanın·işığıi 9.5·ku’laçtan aşağı  derinliklere fazla ve13· kulaçtan daha derin sulara az gelir. Durumu ayarlayabilmek için, iki demir arasındaki uzaklığı biraz geniş tutmalıdır. Bu gereksinmeye göre birinci demir kıyı yönünde olmak üzere altı, ikinci demirde açıklara doğnı 18 -19 kulaca indirilmelidir. Bu uygulama ile sandala geniş ölçüde gezindirme alanı temin edilmiş olur. Dunım o gün için sudaki bulanıkliğın, lamba ışığına göstereceği etkinin ayarlanmarı bakımından faydalıdır. Çünkü lamba ışığının yakamozu kesmesi ile beraber deniz dibinden yukarı doğru da yansımaması gerekmektedir. Dunılması gereken yeri balıgın kendisi yeme gelmekle belirler. Ortalık karardığı harde balık yeme gelmiyorsa çekindiği bir göriintü var demektir. O zaman tonoz iplen gevşetilir ve sandal biraz daha derin suyu bulunan yere doğnı kayduılır. Balığın yeme gelmeye başlaması, su ile ışığın olumlu duruma girdiğini gösterir. Ama bazen bu işin tersi de oluşabilir. Suların çırpıntı veya karadan gelen akıntılar sebebiyle bulanık olacağı dikkate alınmalı ve sandalı derinlere dognı değil de, daha ·sığ sulara doğnı kaydınnahdır.’Bu derece titizlik içinde yiiriitülen çalışmadan elbetteki bereketi bir sonuç beklenir.

Lüferin yeme gelmesini bazı kimseler çok aptalca bir davranış olarak görmektedirler. ·Çünkü: onun.yeme geldigi diğer balıkların yeme gelmelerinden hiç birine benzemez. Isınp koparmanin oluşturduğu sarsıntılar şeklinde duyulur. Ne var ki, Iüferlenn dişleri çok keskin oldugu için bu sarsıntıların ele yansıması hafif tıkırtılar şeklindedir. Buna rağmen, lüferlerin zokaya yakalanmaları çok kolay olduğu için, avlananlar bu kanıya varmaktadırlar. Halbuki, lüferlerin zokaya kolaylıkla yakalanmalarının sebebi, aptalca davranışlanndan değil, pek cesur ve kendine güvenir biçimde yemi koparma çalışmalarından ilen gelmekttdir. Lüferlenn yeme gelmelerindeki kurnazlık, su ile işinin uyumlu dunımda bulunmaması ve bir de, zokada gümüş veya benzeri balıklarin bütün olarak zokaya takılmaları sırasında göriilmektedir. Çünkü bu dunımda yeme gelen her lüfer, bir çırpışta yemi yarı yerinden keser ve kaçar. Oluşumun ayrıntılannı bilmeyen veya farkedemeyenler, zokaya hemen hırsız iğne koyma girişiminde bulunurlar. Çaba, avlanmayı bir derece olumlu yola sokar ama, bereket derecesi gene de beklendiği şekilde gelişemez. Yarı yarıya hatta, daha da az olan bir sınır içinde kalır. Bu bakımdan balıkların yemi kesip kaçmaları· halinde, hrrsız iğne kullanmak eğilimi içine girmekie beraber, balığı kusurun da mutlaka bulunup düzeltilmesi gerekir. Bu kusur ya bedenin balığa görüntü vermesi veya yemin zokaya gereği gibi takılmamış olması şeklinde yonımlanmalıdır.

Burada, gereksinmelerine değinmeden, lamba yakma ve lüferleri ışık tutma eylemine birden girişiverdik. Halbuki lüfer avlnda lamba yakmanın bir yeri ve bir zamanı vardır. Her yerde ve her avlanmada lamba yakılmaz. Her lambanın yakılması da lüfer avında geçerli değildir. Gerçi bu oluşturmanın kurallaşmış ve herkes tarafindan yaygın biçimde kullanılır hale getirilmiş bir dunımu vardır ama, uygulama ancak becerilebildiği ölçüde geçerli dunıma girmektedir·. Dikkat edilecek olursa, büyük takımlar, lamba yakma gereksinmelenni duydukları zaman (ki bu süire ılıman günler süresini kapsar) daima sarkıtma şekline dayalı olan lambaları kullanırlar. Bunun bir sebebi olması lazımdır. O halde lüfer avında kullanılmasl gereken lambalar da neden aynı göriintü içinde olmasın ?