Pedagoji

Kentleşme Ve Korunmaya Muhtaç Çocuk Sorunu

I.GİRİŞ
Kentleşme ödevi çerçevesinde böyle bir konu seçmemin benim için özel bir nedeni vardı. İlkin daha evvel bu çeşit bir çalışma imkanı bulamamış olmam ikincileyin,  kendi kişilik özelliklerimin çocuklarla barışık olması. Bu iki nedenden ötürü çocuklar konusunda bir çalışma yapmak için hiç tereddüt etmedim. Ve aynen tahmin ettiğim gibi benim için “ciddi bir ilk” son derece keyifli bir çalışma ve fevkalade gözlemlerle gerçekleşmiş oldu.
Bu çalışma sayesinde benim için bir “kavram”dan öteye gitmeyen özellikle sokak çocuklarını daha yakından tanıma ve onlarla tanışma olanağı bulmuş oldum. Bunlar hayat boyu unutamayacağım tecrübeler arasına girdiler. Benim dünyaya ve bir takım problemlere karşı görüşlerimi kimi yerde pekiştirip kimi yerde değiştirdiler.

İşte tüm bu gerekçelerden ötürü benim için ödev olmanın ötesinde anlam ifade eden bir çalışma da böylece gerçekleşmiş oldu.

II.I. Çocuk Kavramı

Çocuk hakları sözleşmesinin 1. maddesine göre;
Çocuklara uygulanan kanunlar çerçevesinde daha önce rüşt yaşına erişilmedikçe onsekiz yaşını bitirmemiş kişiler çocuk olarak tanımlanır.

II.II. Korunmaya Muhtaç Çocuk

1983 yılında yürürlüğe giren 2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu’na göre;

Korunmaya Muhtaç Çocuk; Ana veya babasız, ana babasız, Ana veya babası veya her ikisi tarafından terk edilen, Beden, ruh ve ahlak gelişimleri veya şahsi güvenlikleri tehlikede olup;

Ana veya babası tarafından ihmal edilip, fuhuş, dilencilik, alkollü içkileri veya uyuşturucu madde kullanma gibi her türlü sosyal tehlikelere karşı savunmasız bırakılan ve başıboşluğa sürüklenen çocuklar.

Olarak tanımlanmıştır. Bundan başka;

Çeşitli nedenlerle ailesi tarafından bakılamayan çocuklar 2828 sayılı yasa gereği ilgili mahkemelerce korunma kararı alınarak; bakımı, yetiştirilmesi ve topluma kazandırılmasını sağlamak amacıyla devlet korunmasına alınırlar.

III. ÇHS’ye GÖRE ÇOCUĞUN TEMEL HAKLARI

Çocuk hakları sözleşmesi 54 maddeden oluşmaktadır ve iki ülke dışında dünyadaki tüm ülkeler tarafından kabul edilmiştir. Sözleşmenin tüm maddeleri birbiriyle ilintili olmakla ve çocuğun yararını gözetmekle beraber, bazı maddeler fazlasıyla önem taşır.

Çocuk hakları sözleşmesinin tüm maddeleri iki ilkeyi gözetir. Bunlar;              Ayırım gözetmeme : Hakların hepsi, istisnasız bütün çocuklar için geçerlidir. Çocuğun hangi biçimde olursa olsun ayırımcılıktan korunması ve haklarının savunulması için yapıcı girişimlerde bulunulması, Devletin yükümlülüğüdür.

Çocuğun yüksek yararı: Çocukla İlgili bütün girişimlerde, çocuğun yüksek yararı tam olarak gözetilecektir. Ana-babalar ya da sorumluluk taşıyan diğer kişiler bu sorumluluğu yerine getiremedikleri taktirde, Devlet, çocuğa yeterli dikkati ve desteği gösterecektir.

 

III.I. Yaşama ve Gelişme Hakkı :

Çocuk hakları sözleşmesinin 6. maddesine göre

1- Taraf Devletler, her çocuğun temel yaşama hakkına sahip olduğunu kabul ederler.

2- Taraf Devletler, çocuğun hayatta kalması ve gelişmesi için mümkün olan azami çabayı gösterirler.

III.II. Korunma Hakkı

Korunmaya ilişkin tek bir madde değil farklı konuları içeren birden fazla madde vardır.

           8. Madde kimliğin korunması

         “Taraf Devletler, yasanın tanıdığı şekliyle çocuğun kimliğini; tabiiyeti, ismi ve aile bağları dahil, koruma hakkına saygı göstermeyi ve bu konu-da yasa dışı müdahalelerde bulunmamayı taahhüt ederler.”

          16. madde özel yaşamın korunması

         “1. Hiçbir çocuğun özel yaşantısına, aile, konut ve iletişimine keyfi ya da haksız bir biçimde müdahale yapılamayacağı gibi, onur ve itibarına da haksız olarak saldırılamaz.

2. Çocuğun bu tür müdahale ve saldırılara karşı yasa tarafından korunmaya hakkı vardır”

19. madde suistimalden korunma

“Bu Sözleşmeye Taraf Devletler, çocuğun ana-babasının ya da onlardan yalnızca birinin, yasal vasi veya vasilerinin ya da bakımını üstlenen herhangi bir kişinin yanında iken bedensel veya zihinsel saldırı, şiddet veya suistimale, ihmal ya da ihmalkar muameleye, ırza geçme dahil her türlü istismar ve kötü muameleye karşı korunması için; yasal, idari, toplumsal, eğitsel bütün önlemleri alırlar.”

20. madde ailesiz çocukların korunması

“ Geçici ve sürekli olarak aile çevresinden yoksun kalan veya kendi yararına olarak bu ortamda bırakılması kabul edilmeyen her çocuk, Devlet-ten özel koruma ve yardım görme hakkına sahip olacaktır.”

32. madde ekonomik sömürüden koruma

 “Taraf Devletler, çocuğun, ekonomik sömürüye ve her türlü tehlikeli işte ya da eğitimine zarar verecek ya da sağlığı veya bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaksal ya da toplumsal gelişmesi için zararlı olabilecek nitelikte çalıştırılmasına karşı korunma hakkını kabul ederler.”

Bu haklar dışında da başka korunma hakları vardır. Fakat burada bütün maddeler yazılıp gösterilmemiştir.

III.III. Katılım Hakkı

ÇHS’nin 31.maddesi ne göre

          “1. Taraf Devletler çocuğun dinlenme, boş zaman değerlendirme, oyna-ma ve yaşına uygun eğlence (etkinliklerinde) bulunma ve kültürel ve sanatsal yaşama serbestçe katılma hakkını tanırlar.

   2. Taraf Devletler, çocuğun kültürel ve sanatsal yaşama tam olarak katıl-ma hakkını saygı duyarak tanırlar ve özendirirler ve çocuklar için, boş zamanı değerlendirmeye, dinlenmeye, sanata ve kültüre ilişkin (etkinlikler) konusunda uygun ve eşit fırsatların sağlanmasını teşvik ederler.”

Bu hakların dışında çocukların düşüncelerini özgürce söyleme, dernek kurma, eğitim ve sağlık imkanlarından yararlanma gibi daha bir çok hakları mevcuttur.

 

IV. ÇAĞDAŞ KORUMA HİZMETLERİ

Korunmaya muhtaç çocuk sorunu her gün daha da büyürken, koruma hizmetlerinin en büyüğünü elbette ki devletin sosyal hizmetler müdürlükleri sağlamaktadır. Bu amaçla üç değişik yöntem dahilinde çocuklara koruma sağlanmaya çalışılmaktadır. Bunlar, koruyucu ailelik, evlat edinme ve yurt bakımıdır. Ülkemizde koruma hizmetlerinde en çok tercih edilen yöntem yurtlar ve yuvalar olmakla beraber bunun doğru bir seçim olduğu söylenemez. Batılı ülkelerde yurtların son seçenek olarak düşünülürken biz de ise ne yazık ki ilk tercihtir.

 IV.I. Koruyucu Aile

Bazı ailelerin çeşitli nedenlerle bakamadıkları çocuklarına, başka bir ailenin bir süre için kendi evinde devlet katkısıyla bakmasıdır. Koruyucu aile, yanına yerleştirilen çocuğun, öz ailesi, okulu ve çevresiyle ilişkilerini normal bir şekilde devam ettirmesini sağlayarak ona yardımcı olur.

Koruyucu ailelik, gelişmiş batı toplumlarında çok yaygın ve tercih edilen bir uygulamayken, ülkemizde rakamlar bunun böyle olmadığını göstermektedir. Batılı ülkelerde korunmaya muhtaç çocukların %75’i koruyucu ailelerin yanında kalmaktayken ülkemizde bu oran % 2 gibi küçük bir sayıdır.[1]

Koruyucu ailelik aşağıda belirtilen durumlar gerçekleşene dek devam eder.

-Çocukların öz ailelerinin yanında yaşamaya başlaması

-Koruyucu aile yada çocuğun birlikte yaşamak istemediğini belirtmesi

       -Çocuğun yasalarla belirlenmiş şartlara uygun şekilde “başka bir aile” tarafından  evlat edinilmesi

-Çocuğa gerektiği gibi bakılmadığının  belirlenmesi

IV.II  Evlat Edinme

Bir çocukla durumu evlat edinmeye uygun bir kişi arasındaki hukuki bağlar sağlanarak çocuk-ebeveyn ilişkisinin  kurulmasıdır. Evlat edinmeyle çocuk ailenin bir üyesi olur. Ve ailenin soy ismini taşır.

 Evlat edinmenin devlet tarafından hem evlat edinecek kişi hem de çocuk açısından  belirlenmiş bazı koşulları vardır. Bunlar şöyle sıralanabilir.

Evlat edinecek kişinin taşıması gereken özellikler şunlardır;

-T.C. vatandaşı olmak

-Eşlerden birinin 35 yaşını doldurmuş olması

-az çocuk sahibi olunmaması

-En az okur-yazar düzeyde bulunmak

Evlat edinilecek çocukta ise şu nitelikler olmak zorundadır.

-Hakkında korunma kararı alınarak kurum bakımına yerleştirilmiş olması

-Ana-babası tarafından evlat edinilmesine muvafakat verilmesi yada ailesinin bulunmaması

-Evlat edinecek aile ve evlat edinilecek çocuk arasında en az 18 en çok 45 yaş farkı olması.

Bu koşulları taşıyan kişiler evlat edinebilir ve bu özelliklere sahip çocuklarda evlat edinilebilir durumdadır.

 Evlat edinme koruyucu ailelikle kıyaslandığında daha yaygın bir uygulamadır ki bunda evlat edinmenin eski bir uygulama olmasının payı olduğu da unutulmamalıdır.

IV.III. Yurtlar ve Yuvalar

Devlet tarafından korunmaya alınan çocuklar öncelikli olarak yurtlara yada yaşı küçükse yuvalara yerleştirilirler. Burada özel bir ilgi yada bakımdan ziyade çocuklar toplu halde yaşarlar ve aile ortamından uzaktırlar. Bu özelliğinden dolayı yurtlar ve yuvalar çok sağlıklı koruma sağlayamazlar. Ailenin sağlayacağı ortamı elbette yaratamamaktadırlar.

Ancak bu olumsuzluğun yanısıra yurtlarda kalan çocukların durumunda her geçen yıl iyileşmeler görülmektedir. Örneğin Yetiştirme yurtlarında  1998 yılı ve 1999 yılı itibarıyla not orta ortalamalarının 2.89’dan 3.10’a yükseldiği görülmektedir. Aynı şekilde üniversiteyi kazanma oranları da son yıllarda artmıştır

1997 
SINAVA GİREN ÇOCUK SAYISIÖSS’Yİ KAZANAN ÇOCUK SAYISIÖYS’Yİ KAZANAN ÇOCUK SAYISI
63421458 

 

1998
SINAVA GİREN ÇOCUK SAYISIÖSS’Yİ KAZANAN ÇOCUK SAYISIÖYS’Yİ KAZANAN ÇOCUK SAYISI
68928780

 

1999
SINAVA GİREN ÇOCUK SAYISIÖSS’Yİ KAZANAN ÇOCUK SAYISIÖYS’Yİ KAZANAN ÇOCUK SAYISI
695279145

 

Devletin sağladığı koruma kararının kalkması2828 sayılı kanunun 24.maddesine göre şöyle düzenlenmiştir.

“Korunma kararı genel olarak çocuk reşit olana kadar devam eder. Ancak bu karar, korunma kararına neden olan şartların ortadan kalkması halinde kurum yetkililerinin önerisi üzerine mahkemece çocuk reşit olmadan önce kaldırılabileceği gibi reşit olduktan sonra da çocuğun rızası alınmak şartıyla devamı hususunda karar verilebilir. Reşit olduktan sonra korunma kararının devamı aşağıda belirtilen şartlara bağlıdır.

a-18 yaşını tamamlamış olan korunmaya muhtaç çocuklardan;

                  1.Orta öğretime devam edenlerin 20 yaşına kadar

2.Yüksek öğrenime devam edenlerin 25 yaşına kadar korunma kararları uzatılabilir.

  1. Öğrenime devam etmeyen 18 yaşını doldurmuş çocukların bir iş veya meslek sahibi edilerek kendi kendilerine yeterli olabilmelerinin sağlanması amacıyla 20 yaşına kadar korunma kararı uzatılabilir.

Bunlardan korunma kararı kalkmış, ancak tek başına yaşamını sürdüremeyecek durumda bulunan kız çocukları, Kurumca himaye olunur. Bu çocukların emek karşılığı iaşe, ibate ve harçlıkları Kurumca karşılanmak kaydıyla Kurum hizmetlerinde çalışmaları da sağlanabilir.

  1. Bedensel, zihinsel ve ruhsal sakatlıkları nedeniyle sürekli bakıma muhtaç durumda bulunan ve çalışmaktan aciz olan çocukların korunma kararı uzatılabilir.

Korunma kararı kalkan çocukların kurumla ilişkilerinin devamı sağlanır. Bu çocuklara gerektiğinde imkanlar ölçüsünde Kurumca yardımcı olunur.

Korunmaya muhtaç çocukların eğitim ve öğretimlerinin sağlanması veya meslek sahibi yapılmaları yine aynı maddeyle hüküm altına alınmıştır.”[2]

Bunun dışında 2828 sayılı Kanunun 32.maddesi gereğince “Kurum’a ait sosyal hizmet kuruluşlarında korunma kararı devam eden kız çocuklarından evlenenlere çeyiz ihtiyaçlarını karşılamak ve bir defaya mahsus olmak üzere en yüksek Devlet Memuru aylığının bir buçuk katı tutarında evlenme yardımı yapılır. Bu yardım hiçbir vergi ve kesintiye tabi tutulmaksızın ödenir.”[3]

 

Bunların yanısıra korunma kararı kalkan gençlere iş bulma yardımı yapılmaktadır. Bu amaçla çok sayıda genç işe yerleştirilmiştir.

YIL
 
İŞE YERLEŞTİRİLEN
1988 659
1989 955
1990 1102
1991 724
1992 796
1993 926
1994 899
1995 1926
1996 1359
1997 1342
1998 2684
1999 2178

 

IV. SOKAK ÇOCUKLARI

Kentin büyümesi ve sanayileşmesi ile beraber büyüyen bir çok sorundan biriside; uzun yada kısa süreli de olsa ailesinden kopuk ve koruma desteğinden yoksun, her türlü tehlike ve sorunlara açık olarak yaşamını sokaklarda sürdüren çocuklar olarak  tanımladığımız sokak çocukları sorunudur. Kentleşme kendi gerçeklerini ürettiği gibi bunu da üretmekte ve her yeni gün birkaç çocuk daha sokakta yaşamaya başlamaktadır.

Bunlar, genellikle Anadolu’dan ve özellikle aile içinde görmüş oldukları şiddetten dolayı evden kaçıp sokaklarda yaşamaya başlayan  çocuklardır. Sokakta pek çok tehlikeye maruz kalarak yaşayan bu çocukla hem fiziki hem de ruhi olarak hasara uğramaktadırlar.

Kendi içlerinde gruplara ayrılan bu çocuklar içerisinde, yankesicilik, hırsızlık, fuhuş yapan, uçucu madde bağımlısı (tinerci) olanlar vardır.  İçlerinde en büyük kesim tinerci olarak nitelen çocuklardır. Benim şahsi görüşmelerimi gerçekleştirdiğim örneklerin hemen hepsi madde bağımlı olmuş yada hala bağımlılığını sürdüren çocuklardan oluşmaktaydı.

Bu çocukların toplumun dışarı atılmış dışlamış kesimlerini oluşturmakla beraber, her yaptıklarıyla dikkat çekmeye çalışan, o dışlanmışlığı bir şekilde kendini göstererek atmaya çalıştıklarını söylenebilir.

Bu çocukları aile ortamından uzaklaştıran özellikler şöyle sıralanmaktadır:

Aile içi baskı

Aile içi şiddet

Aile içi sömürü (duygusal, fiziksel, cinsel)

Aile üyeleri arasında ilgisizlik, manen çözülme, iletişim kopukluğu

Alkol ve madde bağımlılığı (genelde bağımlı baba)

Bekaretini yitirme (evden kaçan kızlara ilişkin olarak)[4]

Tüm bu nedenlerden ötürü sokağa kaçan çocuk aradığı sevgi ortamını bulmak için kendisi gibi olan diğer çocuklarla beraber olur ve sokak çocuklarının arasına katılmış olur.

Bu tür çocukları rehabilite etmek ve onları sokaktan kurtararak daha güvenli bir gelecek sağlamak amacıyla kurulmuş bazı dernek ve vakıflar da mevcuttur. Benim iletişim kurduğum ve bizzat aralarına katıldığım dernek ise Bakırköy umut çocukları vakfı oldu.  Bu dernek kendi kısıtlı imkanlarıyla bünyesinde ortalama  40 çocuğu barındırıyor ve prefabrik vakıflarında onlara yatacak, yiyecek yer sağlıyor. Ayrıca imkanlar dahilinde okuma-yazma dersleri, resim ve el becerileri, Tiyatro, sinema, kısa dönemli yazlık seyahatler gibi kültürel ve sosyal etkinliklerde bulunuyor.

Oradaki çocuklar kendilerine sağlanan bu olanakları kullanmakla beraber aralarında bazıları pek çok kez kaçma ve sokağa dönme teşebbüsünde bulunuyor. Çocukların giysi ve eşya verildiği zamanlar sayılarının 55-60 kadar çıktığı görülüyor.

V. SOKAKTA ÇALIŞAN ÇOCUKLAR

Aileleri ile birlikte düşünüldüğünde sokakta çalışan çocuklar sorunun ciddi bir toplumsal sorun olduğu ortaya çıkmaktadır.

Ellerinde kağıt mendiller ile sabahlara dek sokaklarda dolaşan, çiçek satan, dilenen, bez parçası ile araba camı silen çocuklar sokakta çalışan çocuk grubunu oluşturuyor. Bu çocukların sokak çocuklarından en önemli farkları ise sokakta yaşamıyor, aileleri ile yaşıyor olması. Ancak bu farklılık çocukların sokakta karşı karşıya kaldığı tehlikeleri değiştirmiyor ve sokakta yaşayan çocuklardan bu anlamda farkı kalmıyor. Sokakta çalışan çocuklarla ilgili olarak yapılan çalışmalar sonucunda 1998 senesinde İstanbul Beyoğlu’nda bir koruma merkezi açılmıştır. Bu merkezin yaptığı çalışmaların verileri ile konuyu detaylandıracağım.

Yapılan çalışmalar göstermiştir ki;

“Sokağa gelme 4 yaşından itibaren başlıyor. Genellikle de aileleri tarafından gönderiliyorlar. ilk elde edilen veri bu çocukların ailelerinin süreğen yoksulluk hali yaşanan kesimlerde oturduklarıdır. Taksim, Beyoğlu bölgesindeki çalışan çocuklarının tamamına yakını Tarlabaşı semti ya da bitişik mahallelerde ikamet etmektedir. Bu ailelerin büyük çoğunluğu Güneydoğu’dan son dönemlerde ve hazırlıksız bir göç sürecinden sonra buraya yerleşmişler. Bu aileler arasında akrabalık veya hemşehrilik yaygındır. Hazırlıksız göç nedeniyle işsizlik veya vasıfsız işçilik, çok çocukluluk dolayısı ile gelir azlığı da yaygındır. Ancak ailelerin çocukların durumundan çok fazla rahatsız olmadıkları ve bu durumu kanıksadıkları da görülüyor.

İncelemelerimizde, öğretim çağında olmasına rağmen bu çocukların önemli oranda okula ya gitmediği ya da terk durumda olduğu, annelerinin hemen hemen tamamının okuma yazma bilmedikleri, ortalama aile içi nüfusun 6-10 kişi olduğu, hijyenik olmayan 1 veya 2 odalı evlerde yaşadıkları ortaya çıkmaktadır. Aynı şekilde tüm ailelerde en az bir aile üyesinin sürekli bir hastalığı olduğu, hamilelik dönemlerinde bile kadınların doktor kontrolünden geçmedikleri, annelerin üretime dönük faaliyetlerinin de olmadığı görülmektedir.”[5]

 Ayrıca çocukların çalışma saatlerinin 12 yi bulduğu, gece çok geç saatlere kadar sokaklarda kaldıkları belirlenmiştir. Çoğunluğu okula da devam eden bu çocuklar sokaklarda ders çalışma, ağlama, uyuklama, kendini acındırma… gibi bir dizi taktikle vatandaşların vicdanlarına hitap etmekte ve genellikle başarılı bir satış stratejisi uygulamaktadırlar.

75. yıl Beyoğlu çocuk koruma merkezinin bu çocuklara yönelik faaliyetlerinde resim çalışmaları, grup oyunları, gezi, el becerileri vardır. Bu tür faaliyetlerle çocuklara kendi yaşlarına uygun etkinlikte bulunma imkanı sağlanarak sosyalleşme ve biraz da olsa sokaktan uzaklaştırma amacı güdülmektedir. Kuruluş, ailelerle ortak çalışmakta ailelere çocuklarını oraya göndermeleri karşılığında para, gıda ve giyecek yardımları yapmaktadır.

SONUÇ

Kentler büyüdükçe ve kompleks ilişkiler kurulmaya başlandıkça toplumsal yaşamda da kimi dalgalanmalar görülüyor, bu hareketlenme bir çok artılar getirdiği gibi bir çok eksileri de beraberinde getiriyor. Çocuk konusu bu anlamda kentin doğurduğu en büyük problemlerden biri olma özelliğini taşıyor.

Zorlaşan yaşam koşulları ailelerde tamiri mümkün olmayan yaralar açıyor ve dolayısıyla bundan en çok etkilenen ise çocuklar oluyor.

Korunmaya muhtaç çocuk sorunu içeriği ve kapsamı bakımından büyük bir dilimi içine alıyor. Ve bizim bu çalışmaya dahil etmediğimiz başka çocukları da içeriyor. (bunlardan biride çalışan çocuklar konusu) devletin ve sivil toplum örgütlerinin bu çocuklara ellerinden geldiğince baktığını bakmaya çalıştığını gördük. Ama elbette ki bu çabaların hiçbiri yeterli olmuyor. Ancak çok ufak bir azınlığı kapsayıcı yüzeysel çözümler yaratabiliyor. Oysa asıl sorun bence, problemin kaynağına inip kökten çözüm yaratabilmek ki bu da içerisinde çok büyük ekonomik yapıları barındırdığı için kolay olmuyor.

Öyleyse bizler toplum olarak en azından o çocuklara bizim çocuklarımız gözü ile bakmalı ve hiç değilse birinin elinden tutmaya çalışarak küçük de olsa bir destek vermeliyiz. Çünkü unutulmaması gereken şu ki; harcanan bir avuç çocuğun hayatı değil Türkiye’nin aydınlık geleceğinden çalınan bir parça ışıktır. 

KAYNAKÇA

1-      21. YÜZYIL KARŞISINDA ÇOCUK ve GENÇ: BİLDİRİLER, MSÜ Yay., İstanbul, 1999

2-      1. İstanbul Çocuk Kurultayı, BİLDİRİLER KİTABI, İstanbul Çocukları Vakfı yay., İstanbul,1999

3-      BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ÇOCUK HAKLARINA DAİR SÖZLEŞME, Shçk yay., Ankara,1999

4-      SHÇK internet verileri, www.shck.gov.tr

5-      75. yıl Beyoğlu Çocuk Merkezi internet verileri, www.bckmerkezi.com


[1] Shçk internet verileri – www.shck.gov.tr

[2] SHÇK internet verileri- www.shck.gov.tr

[3] SHÇKinternet verileri- www.shck.gov.tr

[4] Küntay,Esin, “”İstanbul’da Sokak Çocukları Sorunu: Genel Değerlendirme”, 21. YY KARŞISINDA ÇOCUK VE GENÇ – BİLDİRİLER., İstanbul, 1999,128

[5] bckmerkezi internet verileri- www.bckmerkezi.com

One thought on “Kentleşme Ve Korunmaya Muhtaç Çocuk Sorunu

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir