Hukuk

Seçim Sistemlerinin Temel İlkeleri

 Bir seçim sisteminden beklenen, her şeyden önce, belirli bir süre için ülkeyi hangi partinin yöneteceğini, hükümeti hangi partinin kuracağını, hangi partinin iktidar olacağını belirlemekir. Bu, bir seçim sistemini bir kamuoyu yoklamasından ayıran önemli bir farktır. Seçim sisteminin bu işlevine “fayda ilkesi” denir. Konuya bir hükümetin ülkeyi istikrar içinde yönetme olanağına sahip olması açısından bakıldığında “istikrar ilkesi” veya “yönetilebilirlik ilkesi” de denilebilir. Ancak bu, ülkede taraftar bulan başka siyasal akımların parlamentoya yansıması demek değildir henüz. Oysa buna da olanak vermek, olabildiğince bunu da gerçekleştirmek zorunluğu vardır. İşte burada seçim isteminin ikinci bir işlevi ortaya çıkar: Bu, temsilde adaleti sağlamaktır. Seçim sisteminin bu işlevine “adalet ilkesi” denir. Böylece iyi bir seçim sisteminin fayda ya da istikrar ve adalet ilkelerini her ülkenin kendi koşullarına uygun bir denge içinde bir araya getirmesi beklenir. Aslında zıt yönlerde işleyen bu iki ilke, değişik seçim sistemlerinde değişik ölçülerde bir araya getirilmiştir. Eğer bu iki ilkeden birini ön plana çıkaracak olursanız, diğeri arka plana itilmiş olur. Örneğin istikrar ilkesini ön planda tutarsanız, adalet ilkesi arka planda kalır. Eğer adalet ilkesine önem verirseniz, yani bütün partilerin, bütün siyasal görüşlerin parlamentoda veya ilgili meclislerde temsiline önem verirseniz, o zaman istikrar arka planda kalabilir.

Demokrasi ve Seçim

Siyasal partiler ve özgür seçimler, demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Demokratik rejimlerde siyasal partiler, savundukları düşünce ve idealleri gerçekleştirmek için birbirleriyle yarışırlar. Siyasal partiler, bunun için gerekli yetkiyi seçimler yoluyla halktan alırlar. Demokratik rejimlerde yönetim yetkisinin, meşruiyetin temeli seçimlerdir. Çok partili demokrasilerde genel seçimlerin amacı, belirli bir süre için, bir seçim dönemi, bir yasama dönemi için  hükümeti hangi partinin kuracağını,  yani hangi partinin iktidar olacağını, hangi partinin muhalefet olarak denetim görevini yapacağını belirlemektir. Ancak iktidar veya muhalefet partisi olmak, sürekli sıfatlar değildir. Çünkü iktidar ve muhalefet partileri, bir sonraki seçimde yer değiştirebilirler. Değişiklik, barış içinde, seçim mekanizması yoluyla gerçekleşir.

…………………………………………………………………………………………………………………………

www.basarm.com.tr Prof.Dr.Hikmet Sami Türk’ün “Türkiye için nasıl bir seçim sistemi” sunuşu

Seçim sistemi, demokratik rejimin sağlıklı işleyişi bakımından yaşamsal bir önem taşır.

I- SEÇİM SİSTEMİNİN TEMEL UNSURLARI

 

Seçim sistemlerinin temel unsurları, milletvekillerinin partiler arası dağılımı ile ilgili hesaplama biçimi, seçim çevrelerinin genişliği ve seçim turlarının sayısı ile ilgilidir. Birbirlerine sıkısıkıya bağlı olan bu üç unsur üç noktada toplanır.

A-  Çoğunluk sistemi-Nispi temsil sistemi

 

Çoğunluk sisteminde, milletvekilliği o bölgede en çok oy alan partiye verilir. Buna karşılık nispi temsil sisteminde, partilerin elde edecekleri milletvekili sayısı, aldıkları oy oranına göredir.

B- Tek İsimli Seçim-Listeli Seçim

 

Bu usuller seçim çevrelerinin dar ya da geniş olmasına göre uygulanur. Bunlardan tek isimli seçim sadece çoğunluk sistemiyle uygulanabildiği halde, listeli seçim hem çoğunluk hem de nispi temsil sistemi ile uygulanabilir.

C- Tek Turlu Seçim-İki Turlu Seçim

 

Seçimlern tek ya da iki turlu olarak ayrılması ancak çoğunluk sistemi için düşünülebilir. Çünkü nispi temsil sisteminde ikinci tura gerek olmadan sandalyelerin partiler arasında bölüştürülmesi mümkündür. Tek turlu seçim sisteminde, oyların basit çoğunluğunu elde eden aday seçimi kazanır. Buna karşılık iki turlu seçimde, adayların birinci turda seçilebilmeleri için, kullanılan geçerli oyların yarıdan çoğunu elde etmeleri gerekir.

II- ÇOĞUNLUK SİSTEMLERİ

Çoğunluk sistemleri, tek turlu, iki turlu ve listeli çoğunluk sistemleri olarak üçe ayrılır:

 

 

 

 

A- Tek İsimli Tek Turlu Seçim Sistemi

 

Buna İngiliz Sistemi de deniliyor. Bu sistem “Dar Bölge Sistemi” adıyla ABD’nde uygulanıyor. Böyle anılmasının nedeni seçmenlerin bir tek temsilci seçmeleri ve buna bağlı olarak da seçim çevresinin küçük olmasıdır.

Tek turlu ve tek isimli çoğunluk sisteminde, seçim çevresinde kullanılan geçerli oyları basit çoğunluğunu elde eden aday seçilmiş olur.

Bu sistem hayli basit olup, seçim sonucu, genellikle bir partinin parlomentoda çoğunluğu sağlamasının kolaylaştırır. Diğer yandan, seçmenler oylarının boşa gitmemesi için iki büyük partiden birine oy vermektedirler. Bu da seçmenin oy tercihini kolaylaştırmaktadır. Seçim kampanyasında, siyasi partilerin mücadeleleri, kararsız seçmenler üzerinde yoğunlaşmaktadır.

Tek isimli tek turlu çoğunluk sisteminin uygulandığı İngiltere’de bir parti ,için önemli olan, seçim çevrelerinde ezici çogunluk elde etmek ve ülke genelinde oy artışını sağlamak olmayıp, seçim çevrelerinin çoğunluğunda, küçük farklarla da olsa seçimi kazanmaktır.

İngiltere’de uygulanan bu sistemin adaletsizliği, iki partililik nedeniyle daha da artmaktadır. Bu durum, Küb Kanunu (Cube Law) ile açıklanmaktadır. Buna göre iki büyük partinin aldığı oylar arasındaki fark çok az olmasına rağmen, net bir parlomento çoğunluğuna yol açtığı için, seçimi kazanan partinin aşırı ya da artı temsili ( sur-répresentation), buna karşılık, kaybeden partinin de eksik temsili (sous-répresantation) ortaya çıkmaktadır. 2 Küb Kanununa göre, her partinin kazandığı sandalye oranı, aldıkları oy oranlarının kübüne eşittir. A ve B partileri arasındaki oy oranı A/B ise, kazanılan sandalye sayısı oranı, kazananın A olduğu varsayılınca, A3/B3 olmaktadır.

Sistemin siyasi sonuçları: Tek isimli tek turlu çoğunluk sistemi, iki partili bir siyasi hayata yol açmaktadır.Çünkü, seçimin tek turlu olması, partiler arası seçim ortaklığına, ya da anlaşmalara yer vermemektedir. Diğer taraftan, seçmenlerin çoğunluğu oylarını kullanırken, iktidarı elde etme şansı olan büyük partilerden birine oylarını vermektedirler. Bu da kaçınılmaz olarak oyların iki partide yoğunlaşmasına yol açmaktadır.

…………………………………………………………………………………………………………………………

2  Erdoğan Teziç,Anayasa Hukuku,Beta Yayınları,Ekim 2001,sy.274

B-  Tek İsimli İki Turlu Çoğunluk Sistemi

 

Bu sistem geleneksel Fransız seçim sistemi olarak da adlandırılır. Tek isimli iki turlu seçim sisteminde, bir adayın birinci turda seçilebilmesi için aranan iki şarttan ilki, adayın seçim çevresinde kullanılan geçerli oyların salt çoğunluğunu sağlaması, ikincisi ise, o seçim çevresindeki toplam seçmen sayısının ¼’ine eşit sayıda oy elde edebilmesidir.

Birinci turda bu iki koşulu yerine getiremeyen adaylara, “balotaj’da olanlar” (en bellotage) 3 denir ve bir hafta sonra ikinci tur bir seçim daha yapılır. İkinci turda seçilebilmek için, kullanılan geçerli oyların basit çoğunluğunu elde etmek yeterlidir.

İkinci tur seçimlerine katılabilmeleri için adayların, belli bir oy yüzdesine ulaşmaları gerekir.Örneğin Fransa’da adayların ikinci tura katılabilmeleri için, ilk turda seçmenlerin en az % 12’sine eşit bir oy almaları gerekir. Bu oyu adaylardan sadece biri almışsa, bu adaydan sonra en çok oyu almış olan aday ikinci tura katılır.

Bu seçim sisteminde seçmenin psikolojisi çok farklıdır. Birinci turda, seçilme şansı olmasa bile, kendi tercih ettiği adaya oy verirler. Buna karşılık ikinci tur seçimleri, seçim anlaşmaları ve bunun sonucunda da adayların bir bölümünün ötekiler lehine seçimlerden vazgeçmeleriyle, partilerden oluşan blokların mücadelesine sahne olmaktadır. İkinci turda seçmen, siyasi tercihin ötesinde, kendi eğilimine en yakın ya da seçilme şansı olan adaylardan birine oy vermektedir.

Sistemin siyasi sonuçları: İki turlu çoğunluk sistemi, tek turlu sistemin aksine çok partili siyasal hayatın oluşmasına elverişlidir. Bu sistem, tek turlu İngiliz sistemine oranla, ikiden çok partinin gelişmesini kolaylaştırmaktadır. Fakat iki turlu çoğunluk sistemi, parlomentoda bir partinin tek başına çoğunluğu sağlamasına imkan vermediği için, daima koalisyon hükümetlerine ve hükümet buhranlarına yol açabiliyor. Öte yandan, iki turlu çoğunluk sisteminde, siyasi partilerin bağımlı ve disiplinsiz oluşları4 dikkati çeken bir özelliktir. Çünkü ikinci turda, partiler arası anlaşmalar, program ve doktrinleri birbirine yakın olanlar arasında, ister istemez bir bağımlılık yaratmaktadır.

…………………………………………………………………………………………………………………………

3 Erdoğan Teziç,Anayasa Hukuku,Beta Yayınları,Ekim 2001,sy:276

4 Erdoğan Teziç,Anayasa Hukuku,Beta Yayınları,Ekim 2001,sy:278

Ülke genelinde, iki turlu çoğunluk sisteminin partiler açısından doğurduğu sonuçlar, tek turlu çoğunluk sisteminden çok nispi temsil sistemine yaklaşmaktadır. İki turlu çoğunluk sistemi de tek turlu çoğunluk sistemi gibi, temsilde eşitsizlikler doğurmaktadır.

C-  Listeli Çoğunluk Sistemi

 

Çoğunluk sistemi, tek isimli olarak (dar bölge çevresinde) uygulanabildiği gibi, listeli olarak geniş bölge (her ilin bir seçim çevresi olması) çerçevesinde de uygulanbilmektedir. Listeli çoğunluk sisteminde, partilerin seçmenlere sundukları listelerdeki aday sayısı, o çevreden seçilecek milletvekili sayısına eşittir. Bu bakımdan seçmen, oy pusulasını liste olarak kullandığı için buna listeli seçim, birden çok adaya oy verdiği için de çok isimli seçim usulü denir.

Listeli seçim, bazen çok isimli seçim ile eşanlamlı olarak kullanılmaktadır. Ancak her listeli seçim çok isimlidir ama her çok isimli seçim listeli seçim değildir. Listeli seçim, seçmenin oy verme biçimi ile ilgili değil, adayların seçmenlere sunuluş biçimi ile ilgilidir.

Listeli çoğunluk sistemi iki ya da tek turlu olabilmektedir. Fransa’da III. Cumhuriyet döneminde iki turlu listeli çoğunluk sistemi 1885 seçimlerinde uygulanmıştı.5 Bir parti listesinin birinci turda seçimleri kazanabilmesi için, kullanılan geçerli oyların salt çoğunluğunu ve o çevredeki seçmen sayısının en az 1/4ne eşit sayıda oy alması gerekiyordu. Bu koşul gerçekleşmediği takdirde yapılan ikinci tur seçimlerinde en çok oyu alan parti listesi seçimi kazanıyordu.

Tek turlu listeli çoğunluk sistemi, Türkiye Cumhuriyeti’nde, çok partili siyasi hayat içinde, 1946-1960 yılları arasında uygulanmıştı.6 Buna göre, bir seçim çevresinde, kullanılan geçerli oyların basit çoğunluğunu elde eden parti listesi, bütün milletvekillerini elde etmekteydi.

Çoğunluk sisteminin, ister tek isimli, ister listeli olsun doğurduğu sonuçlar, aynıdır. Yani, artı temsil, eksşik temsille doğurduğu adaletsizlikler değişmemektedir. 

…………………………………………………………………………………………………………………………

5 Erdoğan Teziç,Anayasa Hukuku,Beta Yayınları,Ekim 2001,sy:280

6 Erdoğan Teziç,Anayasa Hukuku,Beta Yayınları,Ekim 2001,sy:280-281

 

 

 

Genel Olarak Çoğunluk Sistemlerinin Etkileri,Yararları ve Sakıncaları

 

7 Her seçim sisteminin siyasal yapılanmayı etkileyen birtakım sonuçları vardır. Bunlar, bazı yönlerden yararlı, bazı yönlerden sakıncalı sonuçlardır. Öyle ki seçim sistemlerinden hiçbirinin tek başına her yönüyle yararlı ya da her yönüyle sakıncalı sonuçları yoktur. Hepsinin kendine göre yararlı ve kendine göre sakıncalı yönleri vardır. Bu sistemler arasında bir seçim yapmak da, tamamıyla bir siyasal tercih sorunudur. Önemli olan, ülkenin belli bir dönemdeki durumuna ve koşullarına uygun bir seçim sistemi bulmaktır.

Çoğunluk sistemlerinin yararları, genel olarak şöyle özetlenebilir:

Tek turlu çoğunluk sistemleri, uzun vadede genellikle ülke yönetiminin sürekli olarak iki parti arasında el değiştirdiği bir iki partili siyasal yapılanmayı getirir. Sistemin beşiği olan İngiltere’de ve aynı sistemin uygulandığı ABD’de durum böyledir. 

Tek turlu çoğunluk sistemlerinde bir partinin tek başına parlamento çoğunluğunu sağlaması daha kolaydır. Bu, hükümetlerin kurulmasını ve devamını sağlamakta önemli bir rol oynar. Böylece, tek turlu çoğunluk sistemleri, istikrarlı hükümetlerin çıkmasına elverişlidir.  Zaten bu sistemlerde fayda veya istikrar ilkesi ön plandadır. Tek turlu çoğunluk sistemlerinde genellikle koalisyonlara gerek kalmayacağı için; seçimi kazanan parti, kendi  programını tam olarak uygulamak olanağını bulabilecektir. Dolayısıyla icraatının sorumluluğu da tamamıyla kendisine ait olacaktır.

İki turlu çoğunluk sistemi ise, -nispî temsil sistemleri gibi- çok partili bir yapılanmaya elverişlidir. Ancak çok  partililik, ikinci turun sonucu olduğu için; siyasal partiler, birbirlerine bağımlı durumdadırlar. Oysa tek turlu çoğunluk sistemleri ile nispî temsil sistemlerinde siyasal partiler arasında böyle bir bağımlılık yoktur. Demek ki iki turlu seçim sisteminin bir sonucu olarak, çok partili bir yapılanma içinde birbirine bağımlı partiler ortaya çıkmaktadır. Zaten bu sistemde seçimlerden önce genellikle partiler arasında ittifaklar kurulmakta ve bu ittifaklar içinde seçimlere gidilmektedir.  Bu, seçimlerden sonra bir koalisyon hükümeti içinde birlikte çalışmayı kolaylaştırabilecek bir özelliktir.

Çoğunluk sistemlerinin sakıncalı yönleri ise, şöyle özetlenebilir:

Çoğunluk sistemleri, seçimlerde son derece adaletsiz sonuçlar verebilir.

…………………………………………………………………………………………………………………………

7 www.basarm.com.tr

Bazı siyasal düşünce ve görüşler, parlamentoda temsil edilme olanağı bulamazlar. Üstelik seçimde çoğunluk elde edilmesi de, her zaman garanti edilmiş sayılamaz. Bazen çoğunluk sistemine rağmen, bir çoğunluk ortaya çıkmayabilir. Özellikle iki turlu seçimden sonra da koalisyon hükümetleri kurulması zorunluğu doğabilir.

Gerçekten iki turlu çoğunluk sistemi, mutlaka istikrar getirmez; mutlaka bir partinin tek başına hükümet kurmasına elverişli bir çoğunluk sağlamaya yeterli değildir. Bu, iki turlu çoğunluk sistemiyle nispî temsil sistemlerinin ortak özelliği olarak belirir.

 

III. NİSPİ (ORANTILI) TEMSİL

 

Çoğunluk sisteminin adil olmayan sonuçlarını ortadan kaldırmak ve her siyasi partiye, aldıkları oy oranında temsil edilme olanağı sağlamak amacıyla, nispi temsil sistemi ortaya konmuştur. Bu konuda Kıta Avrupasında öncülüğü, Fransız siyasetçi Victor Considérant, 1846 yılında, cenevre Devleti, Büyük Kurucu Konsey üyelerine sunduğu, “Temsili hükümetin samimiyeti hakkında, ya da gerçek seçimin açıklaması” başlığını taşıyan kitapçıkta yapar.8

A-  Nispi Temsil Sisteminin Özellikleri

Nispi temsil sistemi, milletvekilliklerinin, seçime katılan listeler arasında, aldıkları oy oranına göre paylaştırılmasını amaçlar. Bu bakımdan ilk özelliği, tek turlu listeli seçimi zorunlu kılmasıdır. Böyle olunca da seçim çevreleri, birden çok temsilci seçecek şekilde geniştir.

Çoğunluk sisteminden farklı olarak, nispi temsil sistemi, elde edilen oylarla parlomentoda kazanılan sandalyeler arasındaki dengesizliği önlemektedir. Nispi temsil sistemi, toplumdaki tüm siyasi eğilimleri parlomentoda temsilini sağlayarak temsilde adaleti gerçekleştirir.

Nispi temsilin sakıncalarından ilki; küçük partilere parlomentoda temsil edilme olanağı tanımamasıdır. Birr ülkede kamu oyu kendiliğinden bölünmüşse nispi temsil bunu arttırnakta, eğer böyle bir bölünme yoksa nispi temsil bunu ortaya çıkarmaktadır.9 İkincisi; seçmenlerin egemenliklerini siyasi partilere devretmeleridir.

…………………………………………………………………………………………………………………………

8 Hauriou M. Précis de Droit Constitutionnel,Sirey 2. Ed. Paris,1929,sy:481

9 Erdoğan Teziç,Anayasa Hukuku,Beta Yayınları,Ekim 2001,sy:282

Partiler de, partinin eskilerini ve disipline bağlı olanlarını liste başına yerleştirerek seçilmelerini sağlamaktadırlar yani adayların seçilmeleri, seçmenden çok siyasi partinin elindedir.

Nispi temsil sisteminde, partilerin aldıkları oy oranında parlomentoda temsilcilerinin sayısını belirlemek için ilk olarak, seçim sayısının bulunması gerekir.

a-     Çevre seçim sayısı: Her seçim çevresinde kullanılan geçerli oyların, seçilecek milletvekili sayısına bölünmesiyle elde edilir.

b-     Değişmez tek sayı: Seçimlerden önce, ülkedeki bütün seçim çevrelerinde uygulanmak üzere, kanun koyucu tarafından belirlenir.

c-     Milli seçim sayısı: Ülkenin bütün seçim çevrelerinde, siyasi partilerin elde ettikleri toplam geçerli oyların, bütün ülkede seçilecek toplam milletvekili sayısına bölünmesiyle elde edilir. Böylece elde edilen tek seçim sayısı her seçim çevresinde uygulanır. Milli seçim sayısında, değişmez tek sayıdan farklı olarak, ülkedeki milletvekili sayısı önceden saptanmıştır.Bu sistemin en büyük sakıncası, ülkedeki bütün seçim çevrelerindeki sonuçların beklenmesi nedeniyle, gecikmelere yol açmasıdır.

 

Artık oyların kullanılması

Nispi temsil sistemi daima ortaya artık oylar ve buna bağlı olarak da açıkta kalmış milletvekillikleri çıkarır. Artık oyların kullanılması ya da değerlendirilmesi konusunda iki yol vardır. Bu ya seçim çevreleri içinde ya da ülke genelinde değerlendirilir. Artık oyların, seçim çevreleri içinde değerlendirilmesine, yaklaştırmalı nispi temsil, ülke çapında değerlendirilmesine de nispi temsilin tam uygulanması denir.10

 

B-Yaklaştırmalı Nispi Temsil

 

Yaklaştırmalı nispi temsil, artık oyların ya da oyların ülke çapındaki değil, fakat seçim çevresinde değerlendirilmesini ifade eder. Seçim sayısı, o seçim çevresinde kullanılan geçerli oyların, seçilecek milletvekili sayısına bölünmesiyla elde edilir. Nispi temsil sistemi, küçük seçim çevrelerini dar çerçevesine uygun değildir. Çükü, kullanılan geçerli oy sayısı yüksek olmadığı takdirde, seçim sayısı, siyasi partilerin elde ettiği sayıdan daha büyük olacaktır. Bunun için de, sandalyelerin paylaştırılması kesirli sayılarla olamayacağı için bazı yaklaştırılara başvurmak gerekiyor.

…………………………………………………………………………………………………………………………

10 Erdoğan Teziç,Anayasa Hukuku,Beta Yayınları,Ekim 2001, sy:283

Bu konuda başvurulacak üç yol vardır: En yüksek artık, en yüksek ortalama ve d’Hondt sistemleri.

 

11Örnek Olay:

Bir seçim çevresinde kullanılan geçerli oy sayısı: 60.000 olup, 6 milletvekili seöilecektir. Seçim sayısı 60.000/6= 10.000. Bu seçim çevresinde seçime katılan A, B, C, D parti listelerinin aldıkları geçerli oylar:

                       A listesi: 19.000

                       B listesi: 6.000

                       C listesi: 12.000

                       D listesi: 23.000

İlk aşamada, sandalyelerin seçim sayısına göre parti listeleri arasında paylaştırılması yapılır:

A listesi: 19.000/10.000= 1 sandalye, 9.000 temsil edilmeyen oy,

B listesi: 6.000= 0 sandalye, 6.000 temsil edilmeyen oy,

C listesi: 12.000/10.000= 1 sandalye, 2.000 temsil edilmeyen oy

D listesi: 23.000/10.000= 2 sandalye, 3.000 temsil edilmeyen oy

İşlem sonucunda iki milletvekilliği aöıkta kalmıştır.”En yüksek artık sistemine” göre; artık oyların büyüklük sırası izlenerek açık sandalyeler paylaştırılır:

                       A listesi: 2 sandalye

                       B listesi: 1 sandalye

                       C listesi: 1 sandalye

                       D listesi: 2 sandalye

Dikkat edilecek olursa, C listesi B listesinin iki katı oranında oy almasına rağmen, her ikisi de birer sandalye elde etmişlerdir. Bu bakımdan, en yüksek artık sistemi, küçük partiler lehine sonuç vermektedir.

Temsil edilmeyen artık oyları “en yüksek ortalama sistemi” ile hesaplamak dah akarmaşıktır. Sisteme göre; önce her partiye, elde ettiği oylar seçim sayısına kaç kez ulaşıyorsa o kadar sandalye verilir. Açıkta kalan iki sandalyenin listeler arası paylaştırılmasında, her listenin elde ettiği sandalye sayısına hayali bir sandalye eklenir.

…………………………………………………………………………………………………………………………

11 Erdoğan Teziç,Anayasa Hukuku,Beta Yayınları,Ekim 2001,sy:284-285

Bundan sonra her listenin geçerli oy sayısı her partinin elde ettiği sandalye sayısından bir fazlasına bölünür.Açıkta kalan beşinci sandalyenin belirlanmesinde şu işlem yapılır:

A listesi: 19.000/2= 9.500 En yüksek ortalama 5. sandalyeye verilir

B listesi: 6.000/1= 6.000

C listesi: 12.000/2= 6.000

D listesi: 23.000/3= 7666

Aynı işlem, bir öncekinin sonuçları üzerinden bu kez altıncı sandalyenin belirlanmesi için yapılır:

A listesi: 19.000/3= 6.500

B listesi: 6.000/1= 6.000

C listesi: 12.000/2= 6.000

D listesi: 23.000/3= 7666 En yüksek ortalama 6. sandalyeye verilir.

Kesin sonuca göre:

A listesi: 2 sandalye

B listesi: Sandaly elde edememiştir

C listesi: 1 sandalya

D listesi: 3 sandalye

En yüksek ortalama sistemi büyük partiler lehine sonuç vermektedir.

D’Hondt En yüksek ortalama sistemiyle aynı sonuçları verir, fakat bu karmaşık işlemlere gerek bırakmaz. Bu yöntemi bulan Victor d’Hondt, Belçikalı bir hukukçu ve matematikçi idi. D’Hondt sisteminde önemli olan, bir nispîlik veya orantılılık dizisi kurabilmek için bir büyüklük sıralaması elde etmektir.

En yüksek ortalama sistemiyle aynı sonuçları verir, fakat bu karmaşık işlemlere gerek bırakmaz. Bu yöntemi bulan Victor d’Hondt, Belçikalı bir hukukçu ve matematikçi idi. D’Hondt sisteminde önemli olan, bir nispîlik veya orantılılık dizisi kurabilmek için bir büyüklük sıralaması elde etmektir.

 

 

 

Klasik d’Hondt Sistemi

12Örnek Olay:

Bölen      A (%38)         B (%26)        C (%18)          D (%11)           E (%7)    

 

   1          76.000 (1)      52.000          36.000 (4)     22.000 (7)      14.000

   2          38.000 (3)     26.000 (5)     18.000 (9)     11.000             7.400

   3          25.333 (6)     17.333           12.000           7.333              4.666

   4          19.000 (8)     13.000            9.000            5.500              3.500

   5          15.200           10.400            7.200            4.400              2.800

 

Sandalye Dağılımı

 

A         B         C         D         E         Toplam

4         2         2          1         –                9

Bu sistemde her  partinin aldığı oy, sırasıyla 1’e, 2’ye 3’e, 4’e … bölünür ve bir seçim çevresinin çıkaracağı milletvekili sayısına ulaşıncaya kadar bu işleme devam edilir. Elde edilen paylar, parti farkı gözetilmeksizin, büyükten küçüğe doğru sıralanır. Tabloda her  parti için ayrı ayrı hesaplanan payların büyüklük sırasına göre, sandalyelerin dağılım sırası gösterilmiştir.

Örnekteki payların büyüklük sırası, 1) 76.000, 2) 52.000, 3) 38.000, 4) 36.000, 5) 26.000, 6) 25.333, 7) 22.000, 8) 19.000, 9) 18.000 olduğu için; 1, 3, 6 ve 8. sandalyeler, ilgili payların sahibi A partisine; aynı biçimde 2 ve 5. sandalyeler, B partisine; 4 ve 9. sandalyeler, C partisine;  7. sandalye, D partisine gider. Bu işlemde sonuncu sandalyeyi gösteren, örnekte 9. sandalyeyi veren pay, “ortak bölen” olarak adlandırılır.  Gerçekten her partinin aldığı oyu bu ortak bölenle böldüğünüz zaman, onun kazandığı milletvekili sayısı da çıkmış olur.

Örneğin A  partisinin oy toplamı  76.000’i 18.000’e bölerseniz, bu partinin 4 sandalye kazandığını görürsünüz. Bu, bir çeşit hesap sağlama işlemidir. Aynı işlemi bütün partiler için yaptığımız zaman  A- 4, B- 2, C- 2, D- 1 olarak sıralanır. E partisi ise, herhangi bir sandalye kazanamıyor.

…………………………………………………………………………………………………………………………

12 www.basarm.com.tr/yayin/politik/secimsis/secisis1.htm

 Böylece d’Hondt sistemi, en yüksek ortalama sistemiyle tamamıyla aynı sonuçları veren bir sistem niteliğindedir.

d) Klasik Sainte-Laguë Sistemi

D’Hondt sisteminin küçük partiler için elverişli olmadığını ve onlar aleyhine bir adaletsizlik yarattığını düşünenler, küçük partileri koruyan, ama yine d’Hondt sisemindeki basit hesap tekniğinden yararlanan bir yöntem önermişlerdir. Bu, Sainte-Laguë sistemidir.

13Klasik Sainte-Laguë Sistemi

 

Bölen       A (% 38)       B ( % 26)       C (% 18)       D (% 11)       E (% 7)

1              76.000 (1)     52.000 (2)    36.000 (3)   22.000 (5)   14.000 (8)

3              25.333 (4)    17.333 (6)     12.000 (9)   7.333           4.666

5              15.200 (7)     10.400          7.200          4.400           2.800

7              10.857           7.428           5.142           3.412           2.000

Sandalye Dağılımı

                                    A       B       C      D       E       Toplam

Sainte- Laguë Sistemi  3       2       2       1       1           9

d’Hondt Sistemi          4        2       2      1        1          9   

Fark                            -1        0       0      0       

Sainte-Laguë sisteminde partilerin aldıkları oylar, sadece tek sayılı bölenlerle, yani 1, 3, 5, 7….. ile bölünür. Bir sayıyı daha büyük sayılarla böldüğünüz zaman elde edeceğiniz paylar daha küçük olacağı için, küçük partilerin bu payları yakalama şansı daha fazladır. Bu düşünceye dayanan Sainte-Laguë  sisteminde bölme işlemlerinin yapılması ve elde edilen payların büyüklük sırasına göre sandalyelerin partiler arasında dağıtılması, tıpkı d’Hondt sisteminde olduğu gibidir.

Örnekteki işlemler, buna göre yapıldığında sandalye dağılımı şöyle sıralanır: A- 3, B- 2, C- 2, D- 1, E- 1. Dikkat edilirse bu sistem, en yüksek bakiye sistemi ile aynı sonuçları verebilmektedir.

…………………………………………………………………………………………………………………………

13 Prof.Dr.Hikmet Sami Türk’ün “Türkiye için nasıl bir seçim sistemi” adlı sunuşundan alınmıştır.

Burada da seçim çevresindeki bütün partiler, parlamentoda temsil edilmektedir. Örnekte büyük partinin 1 sandalyesi, küçük partiye kaymıştır.

B-   Tam Olarak Uygulanan Nispi Temsil

 

Nispi temsil sisteminin amacı, toplumdaki siyasi eğilimlerin, ya da farklılıkların en iyi biçimde yansıtılması olduğuna göre, temsil edilemeyen oyların mümkün olduğu kadar az olması gerekir. Bunu için, artık oyların ve açık milletvekilliklerinin, ulusal planda değerlendirilmesinde başlıca üç yol vardır.

14Birincisi, bütün ülkenin, parlomentoya seçilecek toplam milletvekillerini içeren tek bir seçim çeversi olarak kabul edilmesidir. Bütün ülke için milli seçim sayısı, kullanılan geçerli oy toplamı, seçilecek milletvekili sayısına bölünerek bulunur. Bu sayı, her parti listesinde kaç kez bulunuyorsa her parti o kadar sandalye elde eder.

İkincisi, seçim sayısına göre, çevrelerde yapılan milletvekilliği paylaştırılmasından sonra, siyasi partilerin artık oylarının ve açık milletvekillikleri, ulusal planda değerlendirilmek üzere merkezde birleştirilir. Siyasi partikerin, seçim çevrelerinde temsil edilemeyen artık oyların toplamı, ülke çapındaki açık milletvekillikleri sayısına bölünerek elde edilen ”milli seçim sayısı”  her partinin ülke çapındaki artık oy toplamında kaç kez varsa, ayrıca her partiye milli seçim çevresinden o kadar milletvekilliği daha verilir. Bu sistem milli bakiye ya da ulusal artık sistemi olarak da adlandırılır.

Üçüncüsü, “değişmez tek sayılı ulusal artık sistemi” dir. Bu sistem, Fransız matematikçisi Henri Polincaré tarafından bulunmuştur.15 Bu sistemin iki özelliği vardır: İlki, her milletvekilinin temsil ettiği seçmen sayısının aynı olmasıdır.Bunun için, seçim sayısı, bütün seçim çevrelerinde uygulanmak üzere önceden kanunla saptanır. Bu değişmez tek sayı, her seçim çecresinde, partilerin aldıkları geçerli oy sayısında kaç kez varsa, o çevreden, partiler o kadar milletvekilliği elde ederler. İkincisi, partilerin seçim çevresindeki artık oylarının temsilcisiz kalmamasıdır. Bunun için de partilerin artık oyları, bölge çapında ve ulus çapında olmak üzere ayrıca iki aşamada değerlendirilir.

…………………………………………………………………………………………………………………………

14 Erdoğan Teziç,Anayasa Hukuku,Beta Yayınları,Ekim 2001,sy:287-288

15 Lachepelle G. Sy:167

Nispi temsilin tam olarak uygulandığı bu sistemde, küçük partilerin parlomentoda temsilini önlemek için, bir partinin seçim çevreleri birliğindeki sandalye paylaşılmasına katılabilmesi için, ancak o birliğe dahil seçim çevrelerinin her birinde en az 30.000 oy alması koşulu aranmaktaydı.

 Genel Olarak Nispî Temsil Sistemlerinin Etkileri,Yararları ve Sakıncaları

 Nispî temsil, toplumdaki çeşitli siyasal görüşlerin, bunları savunan siyasal partilerin parlamentoda adil bir biçimde temsilini sağlar. Değişik görüşler, sistemin dışına itilmeksizin meşru zeminlerde temsil edilir. Böyle bir çoğulculuk, bir ulusal bütünleşmenin de yolu olabilir. Nitekim nispî temsil sistemi, 19. yüzyılda önce örneğin Belçika gibi farklı etnik grupların yaşadığı bazı Avrupa ülkelerinde bir ulusal bütünleşme politikasının aracı olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Ancak nispî temsil sistemlerinin de çeşitli  sakıncaları vardır. Herşeyden önce nispî temsil, çeşitli görüşlere temsil edilme olanağı verdiği için, uzun vadede siyasal parti sayısının çoğalmasına yol açar; mevcut partilerin bölünmesini kolaylaştırır. Böylece nispî temsilin uzun vadeli siyasal sonucu, çok partili bir siyasal yapılanmanın ortaya çıkmasıdır. Bu partiler, birbirlerinden bağımsız olarak hareket ederler. Nispî temsil sistemleri, daima tek turda ve çok adlı olarak, yani liste usulü ile uygulanır. Seçim tek turda tamamlandığı için partiler, birbirinden bağımsız olarak hareket etmek durumundadırlar.

Nispî temsil, oyların çok sayıda parti arasında dağılması sonucunda parlamentoda istikrarlı bir çoğunluğun oluşmasını, dolayısıyla buna dayalı istikrarlı bir hükümet kurulmasını zorlaştırır. Sık sık yaşanan hükümet krizleri, ülke gündemindedir. Çoğu zaman koalisyon hükümetlerinin kurulması zorunluğu doğar. Ancak koalisyon hükümetlerinde her zaman uyumlu bir çalışma ortamı sağlanamaz. Hiçbir parti, programını tam olarak uygulamak olanağını bulamaz ve bir başarısızlık durumunda da hiçbir parti, sorumluluğun tamamıyla kendisine ait olduğunu kabul etmez. İstikrarsız hükümetler,  ülkenin siyasal ve ekonomik bunalımlara sürüklenmesine ve anarşik bir ortamın  doğmasına yol açabilir.

Nispî temsilde aday listelerindeki sıra, bireysel olarak adayların kazanması bakımından önemli olduğundan adaylıkta ön sıralarda yer alabilmek için çeşitli tertipler yapılabilir. Fakat nispî temsilin bu gibi sakıncalarını önlemek için düzeltici bazı önlemler alınmış, bazı formüller geliştirilmiştir. Bu arada temelde nispî temsil ilkesine dayanmakla birlikte, istikrar ve adalet ilkeleri arasında yeni bir denge arayan bazı sistemler önerilmiştir.

Böylece nispî temsil sisteminin olumlu yönlerinden yararlanmak, olumsuz sonuçlarından kaçınmak istenmiştir. Bu amaçla bazı ülkeler, çoğunluk ve nispî temsil sistemlerini belirli ölçülerde bir arada uygulamaya başlamışlardır.

TÜRKİYE’DE UYGULANAN SEÇİM SİSTEMLERİ

 

Türkiye’de çok partili siyasi hayata geçildikten sonra, 1946-1960 dönemindeki seçimler, ”listeli basit çoğunluk sistemi”ne göre yapılmıştır. Bu sistemin adaletsiz sonuçları Türkiye’de en çarpıcı biçimde yaşanmıştır.16

1961 Anayasası da 1924 Anayasası gibi bir seçim sistemi öngörmüyordu., seçim sistemini kanun koyucunun tercihine bırakmıştı. Ancak 13 Aralık 1960 tarih ve 157 sayılı kanunla, Kurucu Meclise seçim kanunlarını hazırlama görevi de verilmişti. Bu doğrultuda çıkarılan 25 Mayıs 1961 tarihli Milletvekili Seçim Kanunu ile millet meclisi seçimleri için “seçim çevresi barajlı d’Hondt sistemi” öngörülmüştü. Daha sonra 1965 tarihli kanunla yapılan değişiklikle, millet meclisi seçimlerinde, nispi temsil sisteminin “milli bakiye” ya da “ulusal artık” uygulamasına geçilmiştir.

Ulusal Artık Sistemi: Bu sisteme göre her seçim çevresinde kullanılan geçerli oyların toplamı,o çevreden seçilecek milletvekili sayısına bölünerek, bulunan seçim sayısına göre, milletvekillikleri partilere ve bağımsız adaylara dağıtıldıktan sonra, partilerin artık oyları ile açıkta kalan milletvekillikleri ulusal seçim çevresinde toplanmaktadır. Daha sonra, artık oyların ve açıkta kalan milletvekilliklerinin ulusal planda değerlendirilmesinde ise, tüm partilerin ülke düzeyindeki artık oylarının toplamı, ülke çapındaki açık milletvekilliği sayısına bölünerek bir “ulusal seçim sayısı” bulunur. Bu ulusal seçim sayısı, her partinin ülke çapındaki oyunda kaç defa varsa, o parti artık oylarıyla o kadar daha öilletvekilliği kazanmış olur. 17

Ulusal artık sistemi her oyu değerlendiren, partilere aldıkları oy oranında mecliste temsil olanağı veren, bu açıdan da demokratik temsil ilkesi yönünden en adil seçim sistemlerinden biridir. Temsilde adalet ilkesini esas aldığından, büyük partilere hiç avantaj sağlamayan dolayısıyla da yönetimde istikrarı öngörmeyen bir sistemdir.

…………………………………………………………………………………………………………………………

 

16 Necmi Yüzbaşıoğlu, “Türkiye’de Uygulanan Seçim Sistemleri”,sy:113-114

17 Bülent Tanör,Necmi Yüzbaşıoğlu, 1982 Anayasasına göre Türk Anayasa Hukuku,YKY,2002, sy:220

Ulusal artık sistemi, 20 Mart 1968 tarihli kanunla değiştirilerek tekrar 1961 metninin benimsediği “seçim çevresi barajlı d’Hondt sistemine” dönülmüştür. Ancak bu değişiklik üzerine Anayasa’ya aykırılığı iddasıyla Anayasa Mahkemesine açılan davada baraja ilişkin hüküm Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiştir. Bu karar uyarınca Türkiye’de seçimler 12 Eylül 1980’e kadar ”barajsız d’Hondt sistemiyle” yapılmıştır.

1982 anayasası da öncekiler gibi seçim sistemi tercihini kanun koyucuya bırakmıştı ama 23 Temmuz 1995 tarihli ve 4121 sayılı 18 kanunla yapılan anayasa değişikliğiyle Anayasa’nın 67. maddesine eklenen, “Seçim kanunları temsilde adalet ve yönetimde istikrar ilkelerini bağdaştıracak biçimde düzenlenir” kuralıyla, ilk kez seçim sistemlerinin iki temel ilkesi bir anayasa kuralı haline getirilmiştir.

Kurucr Meclis, özellikle 1970’lerde yaşanan hükümet krizlerinin bir daha yaşanmaması için 10 Haziran 1983 tarih ve 2839 sayılı bugün hala yürürlükte olan Milletvekili Seçim Kanunu’nu kabul etmiştir. Seçim sistemlerinin iki temel ilkesinden istikrara öncelik veren bu kanun, seçim sistemi olarak “çifte barajlı d’Hondt sistemi”ni öngörmüştür.

Bu seçim sisteminde iki ayrı baraj uygulaması vardır. Bunlardan ilki; “ ülke genelinde % 10’ u geçemeyen siyasi partilerin milletvekili çıkaramayacağını “ öngören “ ülke barajı ” ikincisi; Türkiye’de geçmiş yıllarda da uygulanan “ seçim çevresi barajı” dır. Kanunun 34. maddesine göre yeniden öngörülen seçim çevresi barajına göre “ bir seçim çevresinde kullanılan geçerli oylar toplamının o çevrede çıkarılacak milletvekili sayısına bölünmesiyle elde edilecek sayıdan az oy alan siyasi partilere ve bağımsız adaylara milletvekilliği tahsis edilemez.” 19

Böylece, 1982 Anayasası’nı yapan Kurucu Meclis, Anayasa ile öngördüğü “yönetilebilir demokrasi” 20 anlayışını, yine kendisinin yaptığı 2839 sayılı kanunla istikrar ilkesini ön plana çıkararak oluşturduğu; “geniş seçim çevreleri” küçültülmüş, “ % 10 genel barajlı” ve “seçim çevresi barajlı d’Hondt sistemi” ile de takviye etmiş olmaktadır.

Ancak bu kanun 1982 Anayasasının geçici 15. maddesiyle “ Anayasaya aykırılrığı iddia edilemeyen” kanunlar arasında yer aldığı için Anayasa Mahkemesi önüne Anayasaya aykırılığı iddiasıyla getirilememiştir.

…………………………………………………………………………………………………………………………

18 B. Tanör,N. Yüzbaşıoğlu,1982 Anayasasına göre Türk Anayasa Hukuku,YKY,2002,sy:221

19sy:222

20Bakır Çağlar,”Aym Kararlarında Demokrasi”,Anayasa Yargısı,Ankara 1990,sy:77-78

2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu soraki yıllarda birtakım değişikliklere uğramıştır: kontenjan adaylığı konulması, seçim çevrelerinin küçültülmesi, altı milletvekili çıkaran seçim çevrelerine seçim çevresi barajını saptamak için yapılacak bölme işleminin bir eksiğiyle yapılması.21 Bütün yapılan bu değişikliklerle birlikte “ çifte barajlı d’Hondt sistemi” artık klasik halinden çıkıp karma bir sistame dönüşmüştür.

Seçim sistemi ve bütünüyle seçim hukuku ile ilgili en kapsamlı değişiklik 27 Ekim 1995 tarih ve 4125 sayılı kanunla yapılmıştır. Bu kanunun getirdiği en önemli yenilik, kontenjan adaylığının seçimle ilgili mevzuattan tamamen çıkarılması, bu şekilde milletvekillerinin bir kısmının çoğunluk usulüyle seçildiği karma sistem de terk edilmiş oldu.

Diğer değişikliğe göre ise; 550 milletvekilinden 100’ ünün “ ülke seçim çevresinden seçilmeleri” öngörülerek, “ ülke seçim çevresi” oluşturmak suretiyle, bunların partiler arasındaki paylaşımının, % 10 ülke barajını aşan partiler hesaba katılarak, d’Hondt sistemiyle yapılması öngörülmüştü.

Seçim çevrelerinden çıkacak milletvekillerinin partiler arası paylaşımında, ülke seçim çevresi milletvekillerinin paylaşımında olduğu gibi d’Hondt sistemi uygulanacaktı fakat % 10 ülke barajı devam etmekte olduğundan, siyasi partilerin seçim çevrelerindeki milletvekili paylaşımına katılabilmeleri için, hem % 10 ülke barajını hem de seçim çevresi barajını aşmaları gerekiyordu.

Böylece 4125 sayılı kanun 550 milletvekilinin “ % 10 ülke barajlı d’Hondt sistemiyle”, 450 milletvekilinin de “ % 10 ülke barajlı ve seçim çevresi barajlı d’Hondt sistemiyle” seçilmesini öngörmüş olmaktadır.Getirilen bu sistem, yönetimde istikrarın yanı sıra temsilde adalet ilkesine de önem verdiğinden 1982 Anayasası döneminde uygulanan en adil seçim sistemidir.22

Ancak açılan iptal davası üzerine AYM vermiş olduğu 1995/59 sayılı kararında, bu kanunla öngörülan “ ülke seçim çevresi milletvekilliği” ve “ seçim çevresi barajına” ilişkin hükümleri Anayasaya aykırı bularak iptal etmiştir.

Bununla birlikte AYM, aynı kararında, ülke barajını uygulayan diğer ülkelerdekinin çok üstünde olan % 10 ülke barajını “ ölçülü, yönetimde istikrar ilkesine uygun ve temsilde adalet ilkesiyle bağdaşır” bulmuştur. 

…………………………………………………………………………………………………………………………

21 B. Tanör,N.Yüzbaşıoğlu,1982 Anayasasına göre Türk Anayasa Hukuku,YKY,2002,sy:223

22 sy:225

Mahkemenin “ülke seçim çevresi” ve “seçim çevresi barajını” iptal kararı üzerine, 23 Kasım 1995 tarih ve 4138 sayılı kanunla, 20. Dönem Milletvekili Genel Seçimlerinde uygulanmak üzere, “ bir seçim çevresinde kullanılan geçerli oyların toplamının % 10’undan az oy alan siyasi partilere ve bağımsız adaylara milletvekilliği tahsis edilemez.” Hükmü getirilmiştir. Bu kararla, seçim sistemi de % 10 ülke ve % 10 seçim barajşı d’Hondt sistemine dönmüştür. Ancak AYM’si 1995/60 sayılı kararıyla “ ülke barajı varken ayrı bir çevre barajını Anayasaya aykırı bularark” % 10 seçim çevresi barajını iptal etmiş ve yürürlükteki seçim sistemi “ % 10 ülke barajlı d’Hondt sistemi” olmuştur.

Yürürlükteki bu sisteme göre milletvekillerinin tahsisi, 2839 sayılı milletvekili seçim kanununun 34. maddesine göre yapılacaktır. Buna göre, “ Seçime katılmış siyasi partilerin ve bağımsız adayların adları altalta ve aldıkları geçerli oylar da hizalarına yazılır. Siyasi partilerin oy sayıları önce bire, sonra ikiye, sora üçe olmak üzere o çevrenin çıkaracağı milletvekili sayısına ulaşıncaya kadar bölünür. Elde edilen paylar ile bağımsız adayların aldıkları oylar ayrım yapılmaksızın en büyükten en küçüğe doğru sıralanır.

Seçim çevresinden çıkacak milletvekili sayısı kadar bu payların sahibi olan partilere ve bağımsız adaylara rakamların büyüklük sırasına göre milletvekilliği verilir.” 23 

Seçim kanunlarında sıksık ve seçimlerden hemen önce değişiklik yapılmasını önlemek ve seçim hukukuna istikrar kazandırmak amacıyla, 3 Ekim 2001 tarih ve 4709 sayılı kanunla yapılan Anayasa değişikliğiyle, Anayasanın 67. maddesine, “ Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz.” kuralı konmuştur.

 

 

 

 

 

 

 

…………………………………………………………………………………………………………………………

 

23 B.Tanör, N.Yüzbaşıoğlu, 1982 Anayasasına göre Türk Anayasa Hukuku,YKY,2002,sy:227

 

 

 

 

 

TÜRKİYE’YE UYGUN BİR SEÇİM SİSTEMİ İÇİN NE YAPMALI?

24PROF.DR.HİKMET SAMİ TÜRK’ÜN YORUMUYLA:

 

A- İki Turlu Seçim Sistemi Önerisi

 

 Türkiye’de çok turlu seçim, şimdiye kadar, 1961 Anayasası’ndan itibaren sadece Meclis Başkanı ve Cumhurbaşkanı seçimlerinde uygulanmıştır. 1961 Anayasası’nda herhangi bir üst sınır olmaksızın, 1972 Anayasası’nda ise en çok 4 turda bitecek biçimde düzenlenen bir çok turlu seçim sistemi vardır. Doğrudan doğruya Anayasa’da düzenlenen bu sistem dışında, Türkiye’de seçimler, şimdiye kadar hep tek turlu olarak yapılmıştır.

Fakat 27 Mart 1994 yerel genel seçimlerinde birçok belediye başkanının % 50’nin altında, hatta % 20 dolayında oyla seçilmesi, öteden beri bazı kimselerce savunulan iki turlu seçim sisteminin tekrar gündeme getirilmesine ve bunun üzerinde ısrar edilmesine yol açmıştır.

Her şeyden önce, Türkiye’de zaten çoğunluk sistemine göre seçilen kişi-organ konumundaki belediye başkanları ile büyükşehir belediye başkanlarının, hatta belki muhtarların iki turlu olarak seçilmesi düşünülebilir. Böylece seçilenlerin arkasına olabildiğince güçlü bir destek, % 50’ye yakın veya yüzde 50’yi aşan bir destek verilmiş olur. Aslında % 20 dolayında oyla belediye başkanı seçilmek, nispî temsil sisteminin bir kusuru değil, tek turlu çoğunluk sisteminin bir kusurudur. Onu sistemin kendi içinde düzeltmiş oluruz.

Buna karşılık kurul-organ niteliğindeki meclisler, yani Türkiye Büyük Millet Meclisi ile il genel meclisleri ve belediye meclisleri için iki turlu seçim sistemine geçecek olursak; bu, Türkiye’nin şimdiye kadar seçim sistemleri konusunda edindiği tecrübeleri bir yana iterek çok  köklü bir sistem değişikliği, bir temel tercih değişikliği yapması anlamına gelecektir.

O nedenle bunun çok iyi düşünülmesinde, daha önce işaret ettiğimiz bütün fayda ve sakıncalarının göz önünde bulundurulmasında yarar vardır.

 

 

…………………………………………………………………………………………………………………………

24 www.basarm.com.tr Prof.Dr.Hikmet Sami Türk’ün yorumundan alınmıştır.

B- Çözüm Yolu: Yeni Bir Nispi Temsil Sistemi

 

Türkiye, İkinci Dünya Savaşı ertesinde çok partili siyasal hayata geçtiğinden bu yana 50 yıllık bir seçim sistemleri deneyim birikimine sahip bir ülkedir. Bu süre içinde liste usulü çoğunluk sistemi ile nispî temsil sistemlerinin çeşitli varyasyonları denendi, uygulandı; hepsinin yararlı ve sakıncalı yönleri görüldü.

Sık sık sistem değiştirmek yerine, mevcut sistemin sakıncalı yönlerini düzeltmek, doğal gelişmeye daha uygundur. O nedenle çözümü Türkiye’nin şimdiye kadarki  tarihî gelişim çizgisinde aramak daha doğru olur. Ayrıca konuyu belirli bir dönemin kısa vadeli siyasal hesapları yerine, uzun vadeli bir perspektif içinde ele almak gerekir. Bu tür kısa vadeli hesapların her zaman bekleneni vermediği de bilinmektedir. Burada örneğin 1965’te millî bakiye sisteminin uygulanmasına rağmen, Adalet Partisi’nin çok açık bir çoğunlukla seçimi kazandığını hatırlamak yerinde olacaktır. 

Seçim sistemi, ülke yönetiminde meşruiyetin temeli, yetkinin kaynağı olduğu için, üzerinde olabildiğince geniş bir siyasal uzlaşma (konsensüs) bulunması gerekir. Oyunun kuralları hakkında yarışmaya katılanlar arasında olabildiğince geniş bir mutabakat olması gerekir. Türkiye’de fayda (istikrar, yönetilebilirlik) ve adalet (adil temsil) ilkeleri arasında demokratik ölçülere ve ülke koşullarına uygun bir denge bulmak gerekir. İşte bunu sağlayacak bir seçim sistemine ihtiyaç vardır.

Nitekim Doğru Yol Partisi-Sosyaldemokrat Halkçı Parti Koalisyon Protokolü’nde bu noktanın vurgulandığını görüyoruz. Koalisyon Protokolü’ne göre, “… Siyasî Partilerin geniş bir mutabakatı ile bu Kanunların [Siyasî Partiler ve Seçim Kanunlarının] yeni baştan ele alınarak ve adaletli bir temsil ile siyasal istikrarı demokratik ölçülere uygun bir denge içinde birlikte sağlayacak düzenlemeler yapılacak ve böylelikle siyasal rejim kalıcı bir çözüme kavuşacaktır.”

Bu dönemde hazırlanan ve TBMM Anayasa Komisyonu’ndan geçen, fakat henüz Genel Kurulda görüşülemeyen Anayasa değişikliği önerisine göre de, Anayasa’nın 67. maddesine şöyle bir fıkra eklenecektir: “Seçim sistemi, temsilde adalet ve yönetimde istikrar ilkelerini bağdaştıracak bir biçimde düzenlenir.”

Kısacası, Türkiye’de fayda ve adil temsil ilkelerini ülke koşullarına uygun yeni bir sentez içinde bir araya getirecek bir sisteme ihtiyaç var. Böyle bir sistemin çoğunluk sistemi olamayacağı açıktır.

Günümüzün çoğulcu demokrasilerinde % 50 çoğunluk, artık ulaşılması güç bir orandır.

O nedenle ülke genelinde % 40-45 dolayında oy alacak bir partiye tek başına hükümet kurma olanağı sağlayacak ve onun karşısında da güçlü bir muhalefete yer verecek yeni bir nispî temsil sistemine ihtiyaç vardır.

Bu amaçları gerçekleştirmek için bir Seçim ve Siyasî Partiler Kanunları Değişiklik Tasarısı hazırlanarak 13 Mayıs 1993 günü Bakanlık Makamına sunulmuştur. Bu Tasarı, Türk seçim ve siyasal partiler hukunun çeşitli sorunlarına yeni çözümler getiren ve 33 madde ile 4 geçici maddeden oluşan ayrıntılı bir refom taslağı niteliği taşımaktadır. Tasarı’da “Türk sistemi” olarak adlandırılabilecek iki yöntem, “Azalan tam sayılı aritmetik dizi ile çarpma” ve “1.5’la başlayan aritmetik dizi ile bölme” yöntemleri alternatif sistemler olarak siyasal iktidarın ve Meclis’in takdirine sunulmuştur. Ancak daha sonraki siyasal gelişmeler içinde bu Tasarı’nın Hükümet ve Meclis’e intikal ettirilemediği anlaşılmaktadır. Aslında Tasarı’nın henüz ufukta seçim olmayan bir zamanda Hükümet ve Meclis’e intikal ettirilmesi, sağlıklı bir tartışma içinde isabetli sonuçlara varılması bakımından daha uygun olurdu.

KAYNAKLAR

 1-    Tanör, Bülent- Yüzbaşıoğlu, Necmi “1982 anayasasına göre Türk Anayasa Hukuku”, YKY, 2002

2-   Yüzbaşıoğlu,Necmi, “Türkiye’de Uygulanan Seçim Sistemleri”

3-   Çağlar,Bakır, “AYM Kararlarında Demokrasi”, Anayasa Yargısı, Ankara, 1990

4-   Teziç,Erdoğan, “Anayasa Hukuku”, Beta Yayınları, İstanbul,Ortaköy,Ekim,2001

5-   Hauriou,M.,”Précis de Droit Constitutionnel”, Sirey,2nd ed. Paris, 1929

6-   Lachpelle G.

7-   Prof.Dr. Hikmet Sami Türk’ün “Türkiye için Nasıl Bir Seçim Sistemi” isimli sunuşu

8-   www.basarm.com.tr

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir