Suyun bir çok canlı için doğal yaşam çevresi olması ve yaşamın suda başladığı düşünüldüğünde,bilinen en eski çağlardan beri insanların suyla ilgilenmesi,yüzme ve banyo amaçları ile suyla ilişkide olmaktan zevk alması ve bu davranışlarına ilişkin bir kültür oluşturmuş olmasına hayret edilmemelidir.

Hintlilerin dini amaçla oluşturdukları su kültürünün M.Ö.3000 yıllarına kadar uzandığı biliniyorsa da su ile ilgili yaşam biçimi kültürüne ilişkin en iyi korunmuş yapı örnekleri Ege uygarlılarına aittir.Bunun yanında Libya çölünde Sori vadisindeki mağara duvarlarından kazılarak elde edilen resimlerin incelenerek,bugünki kurbağalama stilindeki yüzüş şeklinin aynısı olduğu gözlenmiştir.Eski devirlere ait çok sayıda yüzme resimleri,yazılar ve hikayelere rastlarız.Pers Atina ve ısparta uygarlıklarının ve kabartma resimlerinin küçük yaştaki çocuklara yüzme öğretilme yoluna gidildiği yapılan araştırma ve kazılar sonunda öğrenilmiştir.

Ayrıca Yunanlılar küçük yaştaki çocuklara yüzme öğretilmesini aile reislerine zorunlu kılmışlardır.Büyüyen çocuklar hem sağlıklı oluyorlar hemde askere alınınca orduya büyük fayda sağlıyorlardı.

Osmanlılarda sınırlarının denize ulaşması ile büyük bir su kültürüne sahip olmuşlardır.Türk donanmalarının Akdenizi Türk gölü haline getirdiği ve Türk bayrağının Hint denizinde dahi dalgalandığı bu dönemde Türkler denizi her yönü ile tanımışlar ve yararlanmışlardır.

Osmanlıların deniz sporu ile ilgili kaynakların bulunduğu bölgeler İstanbul daki Veliefendi çayırının bulunduğu sahil,Yalı Köşkü,Beylerbeyi,Kuleli,Göksu,Bebek,Fenerbahçe Burnu,Kalamış koyu deniz sporları denebilecek hareketlerin yapıldıkları yerlerdi.

Evliye Çelebi’nin Seyehatnamesi’nden Kağıthane şenliklerinde yüzme yarışlarının yapıldığı anlaşılmaktadır.Ayrıca Osmanlı Donanmasındaki leventlerinde çok iyi yüzme bildikleri eldeki kaynaklardan tesbit edilmiştir.